|
Ichak Adizes, dünya çapında bir yönetim gurusu. Şirketlerin “yaşam süresi” ve “değişim” konularında danışmanlık veriyor. Bir anlamda “uzun yaşam” konusunda uzman. Son kitabı “Managing Corporate Life Cycles”da firmaların nasıl çabuk büyüyüp yok olduklarını anlatıyor. Ona göre, 100 yıllık şirketler de “genç” olabilir. Önemli olan “esneklik” ve “kendini kontrol” yeteneklerini sürdürmeleri. Adizes, “Çok küçük kapasiteli firmaların da esnekliklerini ve verimliliklerini kaybettiklerine şahit oldum. Esnek ya da genç olabilmenin, yaş ya da büyüklükle bir ilgisi yok” diyor.
*Şirketler özellikle büyüme süreçlerinde nelere dikkat etmeliler? Şirket için önemli olan nokta girişimci bir ruh taşımasıdır. Girişimciliğin faydalı olabilmesi için ise entegrasyonun olması şart. Eğer kaynaklar atıl bir şekilde kollanılıyor ve şirket içinde yaratıcılığı engelleyici bazı faktörler varsa, o zaman şirketin girişimci bir yapı kazanabilmesi imkansız. Girişimcilik ve entegrasyon bir şirketin büyümesini sağlayan faktörlerdir. *Bir firmanın genç ya da yaşlı olarak adlandırılması hangi kriterlere bağlı? Gençlik ya da yaşlılığın yıl sayılarıyla bir ilgisi yok. Bu kronolojik bir durum değil. Yüz yaşında bir firma genç olabilirken, beş yaşındaki bir firma çok yaşlı gözükebilir. Firmanın genç ya da yaşlı olarak adlandırılması için, davranışlarının incelenmesi gerekir. Burada iki önemli faktör var. Bir tanesi esneklik. Eğer firma esnekse, o zaman ona çok genç gözüyle bakabiliriz. Küçük bir bebeğe baktığınızda, onun oldukça esnek olduğunu görürsünüz. Her türlü değişikliğe adapte olmak için algıları açıktır. Firmalar yaşlandıkça yönlerini değiştirmekte oldukça güçlük çekerler. Kendilerini yenilemekte zorlanırlar. İkinci faktör ise şirket içi kontrol. Burada disiplin de oldukça önemli. Yaş olarak genç firmalara baktığımızda, disiplinin ve kontrolün oldukça az olduğunu görüyoruz. Çok kolay başlarını derde sokabiliyorlar. Kararları çok uçuk olabiliyor. Daha yaşlı firmalarda ise kontrolün oturmuş olduğunu görüyoruz. *Firmalar için bahsettiğiniz esneklik ve kontrol faktörleri nasıl bir çizgi izliyor? Firmalarda esneklik ilk önce yukarı doğru çıkıyor. Yaşlandıkça esnekliğin azaldığını görüyoruz. Kontrol ise başta aşağı seviyelerden başlıyor daha sonra yükseliyor ve en sonunda yine azalıyor. Çok yaşlı firmalarda ise hem esnekliğin hem de kendini kontorol etme yeteneğinin azaldığını görüyoruz. Bundan dolayı da ölüyorlar zaten. Hem esnek hem de kendini kontrol edebilen bir firmaysanız, özelsiniz demektir. Bu olabileceğinizin en iyisi. *Firma büyüklüğünün yaşam eğrisi üstünde bir etkisi var mı peki? Büyüklük de belirleyici bir etken değildir. Milyarlarca dolar satış kapasitesi olan bir firma hala genç olabilir. Benim bu konuda oldukça fazla deneyimim var. Kapasite olarak çok büyük olan bir firmanın çok çabuk değişeme ayak uydurabildiğini gördüğüm olmuştur. Ayrıca, çok küçük kapasiteli firmaların da esnekliklerini ve verimlilikrini kaybettiklerine şahit oldum. Esnek ya da genç olabilmenin, yaş ya da büyüklükle bir ilgisi yok yani. *Dünya şirketleri arasında esnek olarak gördüğünüz örnekler hangileri? Yıllar önce birlikte çalıştığım Philip Morris’i örnek olarak gösterebilirim. Ben onlarla çalışırken 8 milyar dolar satış hacmine sahiplerdi. Şu anda ise 40 milyar dolarlık bir kapasiteye ulaştılar. Bu da gösteriyor ki, bu firma hala büyümeye ve değişmeye devam ediyor. Bu nedenle büyüklüğüne rağmen oldukça genç bir şirket. IBM eskiden yaşlı kategorisine giriyordu. Kendini şu anda geliştirdi ve oturttu. Şimdi daha genç. Telefon firması olan AT&T ise yaşlı olarak değerlendirilebilecek bir firma. Değişimi oldukça sancılı oluyor. *Esnekliğin ve kontrolün önemli faktörler olduğunu söylüyorsunuz. Yaratıcılık hakkında düşünceleriniz neler? Yaratıcılık, zaten girişimciliğin bir parçası. Girişimci olmak ve genç bir firma olarak adlandırılmak için yaratıcı olmanız gerekir. Bunun yanında risk alabilme özelliğini de unutmamak gerekiyor. *Bir firma için sizce genç olmak mı yoksa olgun olmak mı daha önemli? Bir firmanın kesinlikle olgun olması gerekiyor. Olgunluğa ulaşabilmek için de belirli bir süreçten geçiliyor. Bu süreçte sağlıklı ilerleyen firmalar olgun olarak adlandırılabilir. Bu seviyeyi koruyabilmek için ise gelişmeye açık olmak gerekiyor. Yıllarca yerinde sayılarak olgunluğa ulaşılamaz. Ne yaptığını bilen, bir hedefe yönelen ve bu hedefe ulaşmak için çalışan bir yapıya sahip olmak gerekli. Böylece şirketin pazar hakkında öngörüleri olabilir. Aynı zamanda pazarı kontrol etme şansı da olur. Bu seviyeye ulaşmak hiç de kolay değil. Hiçbir firma olgun doğmaz. Kontrolü artırırken firmalar esnekliklerini kaybediyor. Bu yüzden bir firmaya olgunluk katabilmek için çok dikkatli davranılması gerekiyor. *Firma yöneticilerinin bu saydığınız kriterleri yönetirken nasıl davranması gerekli? Bir firmayı esnek ve kontrollü yapan bir sürü etken var. Birincisi, yöneticiler. Yöneticiler eğer risk almaya hazır girişimciler gibi davranıyorlarsa ve yaratıcılarsa, bu kriterlere ulaşılabilir. Genellikle piyasada yeni yer alan bir firmanın daha fazla risk alabildiğini, daha yaratıcı olduğunu görüyoruz. Liderin stili burada çok önemli. Ayrıca, lider kendi stilini firmanın yaşam eğrisi üzerindeki yerine göre şekillendirebilmeli. Örneğin, henüz genç bir firma için girişimci bir lider profili gerekli olabilir. Eğer geleceğe yönelik olmazlarsa ve hedeflere göre şekillenmezlerse, meteor gibi çok hızlı yükselir ve çok da hızlı yere çakılırlar. Firmaların olgunluk dönemine girmeden önceki basamakta kararlarını doğru vermesi gerekli. Yönetici ya da liderin, verimlilik için çalışan, organize etme yeteneğine sahip, bilgi sistemine bakabilecek, maliyet hesabından anlayan olması da son derece yararlı. Bu noktadan sonra girişimci liderden profesyonel lidere bir geçiş sağlamak mümkün hale gelebilir. *Bizim ülkemizde sıkça rastlandığı gibi aile şirketlerince yönetilen firmalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğer firma, kurucusunun çemberi içinde sıkışıp kalırsa, o zaman kurucusu öldüğünde firma da ölür. Türkiye’de çok fazla bulundum ve pek çok firma da benim müşterim oldu. Ülkenizde çok fazla aile şirketi olduğunu biliyorum. Bu nedenle de profesyonel iş yaşamına geçişte sorunlar yaşanıyor zaten. *Kitabınızda şirketlerin yaşadıkları sorunları, “normal” ve “anormal” olarak ayırıyorsunuz. Hangi problemlerin şirket için normal sayılabileceğini düşünüyorsunuz? Şirketin dönüşüm sürecinden geçerken yaşadığı problemler çok normaldir. Örneğin, şirket girişimci yapıdan profesyonel yapıya geçerken bazı problemler yaşayacaktır. Bunları yaşaması da son derece doğaldır. Anormal sorunlar ise öngörülmeyen olanlardır. Eğer şirketler nereden geldiği hakkında bilgileri olmadığı sorunlarla karşı karşıya kalırlarsa, o zaman gerçekten sorunları var demektir. Eğer şirket kendini sahibinden ya da kurucu ailelerden özgür kılamıyorsa burada da anormal bir sorun var demektir. Pek çok yönetici problemlerin sadece kendi şirketlerinin başına geldiğini düşünüyor. Anlamadıkları nokta ise aslında her şirketin yaşam içinde bulunduğu nokta da başına gelebilecek tipik problemlere sahip olduğu. Benim kitabımı okuyan bir yönetici hangi problemlerin şirketi için normal sayılabileceğini anlayacaktır. Bir sürü yönetici hangi sorunların normal hangilerinin ise anormal olduğunu bilmiyor. Bunun nedeni de diğer firmalarda tecrübelerinin olmaması. Bu nedenle bütün sorunların anormal olduğunu düşünüyorlar. |