| Business Minded CIO'ar Dönemi |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | ||||
| Pazartesi, 30 Temmuz 2007 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2
Türkiye'nin önde gelen bilişim şirketlerinden birinin genel müdürü, "İş yaptığımız ortamda önümüzdeki en önemli engellerden birini, kurumlardaki teknoloji sorumluları oluşturuyor. Pozisyonları ne olursa olsun onları aşmak, konuyu anlatmak ve onların CEO'larına ulaşmak ciddi bir zorun" diye konuşuyordu. Türkiye'nin önde gelen bilişim şirketlerinden birinin genel müdürü, "İş yaptığımız ortamda önümüzdeki en önemli engellerden birini, kurumlardaki teknoloji sorumluları oluşturuyor. Pozisyonları ne olursa olsun onları aşmak, konuyu anlatmak ve onların CEO'larına ulaşmak ciddi bir zorun" diye konuşuyordu. Benzer yakınmaları son 5 yılda çok sayıda şirketin yöneticisinden duydum. İş dünyasında, rekabet ortamındaki müthiş değişime rağmen şirketlerin teknoloji, enformasyon bölümleri hala geçmiş anlayışla yönetiliyor. İşin özünde bu vardı. Oysa, son 5 yılda teknolojide müthiş bir değişimi var. Şirketler artık teknolojiye yaptıkları yatırımı bir masraf değil, kara giden yolda önemli bir araç olarak görüyorlar. Burada 3 önemli değişim var:
Artık şirketlerin Bilgi İşlem, IT ya da Enformasyon başlıklarıyla adlandırdıkları bölümleri PC ve yazılım alımı yapmak, onların tamiri ve servisi ile uğraşmakta daha öte işlerle uğraşmak zorunda. İşte tam burada da rol önce CEO'ya, ardından da CIO pozisyonuna düşüyor. Önce CEO'ya düşüyor, çünkü, güçlü bir organizasyon ve onun içinde etkin bir CIO yaratmak birinci derecede onun görevi. Ardından da içini doldurmak teknoloji şefine kalıyor! Dönüşen şirketler de CIO etkisi Son yıllarda gerçekleşen ve benim beğendiğim dönüşüm örnekleri arasında Royal Bank of Scotland ilk sırada gelir. 1990'ların başında kısa süreli eğitim için bulunduğum Britanya'nın çeşitli bölgelerinde bu banka hep dikkatimi çekmişti. Bizim kamu bankaları görünümlü, soğuk bir yapısı vardı. Aradan yıllar geçti hakkında çok iyi yorumlar okumaya, yönetim gurularının kitaplarında rastlamaya başladım. Bu konuda birkaç yazı da ben yazmıştım. Gerçekten etkileyici bir öyküsü var. Mütevazı bir bankadan globalleşmeye giden yolda bankanın yaptığı çok önemli dönüşümlerden birini de teknolojiye yaptığı yatırım ve CIO'sunu etkin kılması vardı. General Electric'in efsanevi CEO'su Jack Welch, gerçekleştirdiği dönüşümde, "doğru insanları" ekibe alma stratejisini uygularken, CIO'yu yönetim kurulu bazında konumlandırarak önemli bir başarıya imza atmıştı. GE'de CIO'nun gerçek anlamda dönüşümsel bir rol üstlenmesi ise 1997'den sonra oldu. Özellikle internetteki patlamayla birlikte bu alandaki fırsatları değerlendirmek isteyen GE, güçlü bir CIO ile yola çıkmıştı. Burada CIO'nun bir görevi de bütün üst düzey yöneticileri teknolojiye yakınlaştırmak, yeni fırsat ve olasılıkları görmelerini sağlamaktı. "E-monitoring" projesi de bu amaçla CIO tarafından yürütülmüştü. Business minded CIO'lar Bu örnekler, yeni dönemin CIO'larının "teknokrat" tarzdan, sadece bilişimle oturup, bilişimle kalkan ruh halinden sıyrılmaları gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Yeni dönemin CIO'larını bekleyen birkaç önemli zorunluluk var: -Artık "tech minded" (Teknolojiyi düşünen, kafası o yönde çalışan) yöneticilerin modası geçiyor. Yeni dönemde uzmanlar "IT" (Information tecnology) yerine, BT (Business tecnology) kavramını ele alıyorlar. Bu nedenle "Business mind" (İşi düşünen) CIO'ların şirketlerde sayılarının artması gerekiyor. -Yeni dönemin CIO'larına şirketlerde gerekli pozisyon ve güçlerin verilmesinde yarar var. Bunun yolu da yönetim kurulu (Board) düzeyinde temsil edilmeleridir. Avrupa çapında yapılan CIO Market araştırmasına göre, CIO'ların yönetim kurulu bazında temsil edilme oranı 2001'deki yüzde 5'den yüzde 15 düzeyine ulaşmış. Önemli bir rakam. -CIO'ların gündemine "inovasyonu" da almaları gerekiyor. Artık çeşitli isimlerle adlandırılan birimlerin, bir harcama değil, değer kaynağına dönüşmesinde yarar var. Yeni dönemin IT departmanları, artık kar merkezi haline gelecekler. İş süreçleri yeniden gözden geçirilmeli "The New CIO Leader" (Yeni CIO Lider) adlı kitabın yazarı Marianne Broadbent, iki CIO'yu çok beğendiğini anlatıyor. Biri Starwood Hotels&Resorts Worldwide'ın CIO'su Bill Oates, diğeri British Airways'ın CIO'su Paul Coby. Onları beğenme nedenlerini ise şu sözlerle ortaya koyuyor: "Bu iki CIO şirket kültürünü ve şirketin neye odaklandığını anlamaya çalışıyorlar. Bunu yaptıkları için de derin ve kalıcı bir bağlılıkla iletişime geçiyorlar, dinliyorlar ve aynı zamanda bir vizyonları var. Şirketlerinin gelecek 12 ay içinde neleri hedeflediğini bilirler." Ancak, Gartner'ın yaptığı araştırmalar, şu anda tablonun bundan çok uzak olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bütün dünyada CIO'ların işi yükü ve şirketin yönetimine katılma konusunda sorun yaşanıyor. Zamanlarının yüzde 70'ini bilgi işlem departmanlarında geçirmeleri de bunu ortaya koyuyor. Sadece yüzde 30'unu birlikte iş yaptıkları insanlara ayırıyorlar. Bu, müşteri ve diğer sektör yöneticilerine hiç zaman ayırmadıkları anlamına da geliyor. Oysa ideal bir CIO'nun zamanının yüzde 30'unu sektördeki değişiklikleri yakından izlemeye, yüzde 30'unu da müşterilerine ayırmaları gerekiyor. Ofiste geçecek süre ise yüzde 25 düzeyinde kalmalı. Yeni dönemin "iş odaklı" CIO'larının önümüzdeki yıllarda çalışma modellerini gözden geçirip, CEO'lar gibi yönetim odaklı olmalarında yarar var. Diğer türlü hem şirketlerine hem de kendilerine zarar verecek, geri planda kalmaya mahkum olacaklar.
|
||||
| Sonraki > |
|---|
