Aile Anayasası
Çinli şirketler sıçrama yaptı, sıra bizim şirketlerde | Çinli şirketler sıçrama yaptı, sıra bizim şirketlerde |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | |
| Cuma, 28 Aralık 2007 | |
|
Uzunca süre Türkiye, Güney Kore ile kıyaslandı. Kişi başına milli gelirlerinin 1960'larda 500 dolar olması, benzer süreçlerden geçmesi nedeniyle iki ülke birlikte anıldı. Ancak, Güney Kore aldı başını gitti. Hem sanayileşmede Türkiye'ye fark attı hem de refah düzeyinde... Şimdi ise Çin ve Hindistan ile birlikte anılıyor, çok sayıda endüstride rakip olarak gösteriliyoruz. Acaba gerçekten öyle mi?
Uzunca süre Türkiye, Güney Kore ile kıyaslandı. Kişi başına milli gelirlerinin 1960'larda 500 dolar olması, benzer süreçlerden geçmesi nedeniyle iki ülke birlikte anıldı. Ancak, Güney Kore aldı başını gitti. Hem sanayileşmede Türkiye'ye fark attı hem de refah düzeyinde... Şimdi ise Çin ve Hindistan ile birlikte anılıyor, çok sayıda endüstride rakip olarak gösteriliyoruz. Acaba gerçekten öyle mi?
Bu yılın başında, ‘İnovasyon Hayat Kurtarır' kitabım için sunuş yazısı yazan London Business School'dan (İşletme Okulu) Prof. Donald Sull, hazırlayacağı kitap için benden Türkiye'nin global olabilecek şirketleriyle ilgili yardım istemişti. Kitabında, ‘Gelişmekte olan ülkelerin global şirketlerinin' stratejilerini, onları başarı öykülerini yazacaktı. Güney Afrika, Brezilya, Hindistan ve Çin'in yanı sıra Türkiye'den şirketler bakıyordu. Donald'da çok sayıda şirket önerdim, sadece 1'ini kabul etti. Özetle şu nedenle diğerlerini geri çevirmişti: ‘Bunların hepsi başarılı. Bölge ülke düzeyinde iyi şirketler. Ancak, global demek için daha fazlası lazım. Onlara global dersek, Haire'e ne demek lazım?' Donald'ın dikkat çektiği şirket, son dönemde ABD'de de belli bir Pazar payına ulaşan beyaz ve elektronik eşya devi... Hızla büyüyor ve tam bir dev haline geliyor. İşte o dönemde Donald bana başka bir değerlendirme daha yapmıştı. ‘Dünyanın en değerli şirketler listesine bak. İlk 20'deki değişimi incele... Global şirketlerin nereden çıktığını göreceksin.' Donald'ın sözünü ettiği tabloyu görüyorsunuz. Sol tarafta 1989 yılında ‘Dünyanın en değerli 10' şirketi', sağda ise 2006 yılının en değerlileri. İlk bakışta siz de benim gibi, ‘Çinliler geliyor' diyorsunuz, değil mi? Japonlar gitmiş, Çinliler yükselmiş. Japonların gidişi ve onlardan alınacak dersi bir başka sefere yazacağım. Çünkü, Türkiye'ye de mesajlar var. Gelişme ne kadar açık... 1989 yılında dünyanın en değerli 20 şirketi arasında 14 Japon şirketi vardı. İlk 5'den 4'ü de Japonlardan oluşuyordu. Geri kalan 5 şirket ABD'li, 1 şirket ise Hollanda kökenli idi. 2007 yılında gelindiğinde 20 şirketin 8'i Çin'den, 7'si ABD'den... Japonlar adeta ortadan yok olmuş. İlk 20'de Japon şirketi yok. Bunun yerine 1 Rus, 2 İngiliz, 1 Fransız ve 1 adet Hollanda şirketi bulunuyor. İlk 20'deki şirketlerin 5.65 trilyon dolara ulaşan satışlarının yüzde 41'i Çinlilerden, yüzde 38'i Amerikalılardan kaynaklanıyor.
Aradan geçen 10 yılda Çinliler inanılmaz bir performans göstermiş... Bunlar olurken Türk şirketleri yerinde mi saydı? Hayır, yaşanan krizlere rağmen büyük performans gösterenler oldu. Ancak, artık ‘sıçrama yaparak' büyüme zamanı geldi... Biraz hızlanmak lazım... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
