| İş ve Ekonominin Kimyası Değişti mi? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | ||||
| Salı, 05 Haziran 2007 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2
Capital dergisinde yaptığım bir araştırmaya "Ekonominin Kimyası Değişti" başlığını uygun bulmuştum. Araştırmada iki önemli mesaj vardı: Birincisi, iş dünyasında oyunun kuralları değişiyordu. İkincisi ise para piyasalarında da inanılmaz bir dönüşüm vardı. İkisi de birbirini yakından etkileyen, ekonomiyi farklı bir dinamizme sürükleyen değişimlerdi. Neredeyse her şey yeniden yapılandırılıyordu. 2001 sonrasında, özellikle 2003-2004 arasında tanık olduklarımıza bakın. Enflasyon, benim hayatımda ilk defa gördüğüm oranlara geriledi. 2004 sonunda tek haneli rakamlarla yaşıyor hale geleceğiz. Faizler, yüzde 100'lerden, yüzde 25 düzeyine geriledi. Dolar, neredeyse bir tasarruf aracı olmaktan çıkıyor. Repo, unutulma aşamasında. Kimse artık repo oranlarını izlemiyor. Ekonomide "vade" devrimi yaşanıyor, kısa süreli bakış yerini uzun döneme bırakıyor. Bankalar, konut için 10 yıla varan vadelerde kredi vermeyi kabul ediyor. Sizce bu bir devrim değil mi? Devrim, çünkü para piyasasındaki bu dönüşüm, sadece parayla ilgilenenler için sonuç yaratmayacak. Düşen enflasyon ve faiz, kaynakların yeniden yatırıma yönlenmesini sağlayabilecek. Bankalar, yeniden bankacılık yapmaya başlayacaklar. Şirketler, daha kolay ve uzun vadeli kredi bulabilecekler. Yeni dönemin farklı tarafı İçinde yaşadığımız dönemi algılamak için, bir konuya dikkat çekmek gerekiyor. Büyüyen ekonomiler, aynı ölçüde iş yaratmıyorlar. Yönetici ve işadamlarının, doğal olarak iş piyasasını hedefleyenlerin bu gerçeği bilmeleri gerekiyor. OECD'nin Türkiye için tahminleri, 2000 yılından önce, her yüzde 1 büyümenin, 80 ila 100 bin kişiye yeni iş sağlayacağını ortaya koyuyordu. Ancak, son 3 yıldır, ekonominin dinamiği farklı işliyor. Üstelik sadece Türkiye'de değil, başta ABD olmak üzere bütün Batı'da bu gerçek kendini gösteriyor. "Jobless Growth" (İş yaratmayan büyüme) olarak nitelendirilen bu yeni gerçek, milyonlarca işsizin umutlarını da azaltıyor. DİE, Türkiye'nin 2003 yılında yüzde 5.9 oranında büyüdüğünü açıkladı. Ekonomi, bir önceki yıl da yüzde 7.2 oranında büyümüştü. Bu durumda, Türkiye'de geçen yıl 450-500 arasında yeni iş yaratılmış olması gerekiyordu. Ancak, işsizlik rakamları bunu desteklemiyor. Uzmanlara göre, "İş yaratmayan büyüme", bir normal değil, yeni normalin sonucu. Bu tabloyu birkaç önemli trend destekliyor ve bir süre daha etkili olmaya devam edecek. Birincisi, teknolojiye dayalı verimlilik... Her sektörde kişi başına üretim rakamları hızla artıyor ve şirketler daha az insanla, daha fazla üretimi yakalamanın keyfini çıkarıyor. Bir başka gelişme ise şirketler yeni eleman alırken çok daha dikkatli davranıyorlar. "Bir daha kriz çıkar, küçülme yoluna giderim" korkusu, şirketleri "doğru boyutta" çalışmaya itiyor. Şu anda Türkiye'de hissetmediğimiz en güçlü trendlerden biri de "outsourcing" ve onun bir başka uygulanış tarzı olan "offshoring"... Şirketler, işlerini başka şirketlere ve başka ülkelere verip, maliyetlerini düşürüyor, işi de ülke dışına ihraç ediyor. Belirsizlik içinde yönetime alışın Dünya son yıllarda ekonomi dışı risklerle karşı karşıya kaldı. 11 Eylül olayları, SARS vakaları ve terör saldırıları... İş dünyasını ciddi şekilde etkileyen bu olayların devam etmesi bekleniyor. Bu nedenle, "yeni normal"in bir parçası olarak görmek gerekiyor. Bu nedenle, "asimetrik risk"leri iyi analiz eden, belirsizlik yönetiminde başarılı olan şirketlerin şansı daha yüksek olacak. "Kalıcı Şirket" adlı kitabıyla tanınan Jim Collins, içinde bulunduğumuz dönemde bu konunun öne çıkacağın söylüyor. Collins, "Asimetrik risklerle başa çıkmayı öğrenmek, yakın geleceğin en önemli özelliği olacak. Ülke içi ve dışında meydana gelebilecek, önlenemeyen büyük olaylara hazır olmalıyız. Çünkü, hazırlıksız olduğumuzda, bunlar şirketimize zarar verebilir ya da ortadan kaldırabilir. Terörizm, SARS ve hızlı globalleşmeden söz ediyorum" diye konuşuyor. Collins, bu gibi durumlara özel senaryolar geliştirmeyi ve hızlı tepki vermeyi öneriyor. Belirsizlik ve risk yönetim, Türkiye için de çok önemli... Yeni dönemde, hem ekonomik hem de siyasi nedenlerden dolayı bu konu öne çıkacak.
İşin doğrusu, "Yeni Normal", farklı bir iş yapma ve yaşama işaret ediyor. Farklı kuralları, kendine özgü iş yapma biçimleri, tüketicisi ve şirketleri var. Bu dönemde ayakta kalmak için de 15 kuralı uygulamak gerekiyor. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
