Parolamı unuttum Hesabınız yok mu? Kaydolun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa arrow Yönetim arrow Türkiye'de Şirket Ömrü Kısalıyor Mu?
Türkiye'de Şirket Ömrü Kısalıyor Mu? Yazdır E-posta
Yazar: Rauf Ateş   
Salı, 05 Haziran 2007
 

Profesör Dr. Erol Taymaz ve DİE İmalat Sanayi İstatistikleri Şube Müdür Muavini Ali Güneş tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye'de kurulan imalat sanayi işyerlerinin yaşam sürelerini inceleyen çalışmadan önemli sonuçlar çıkıyor. Bu çalışma, devlet işyerlerinin tamamını ile 10 ve daha fazla sayıda kişi çalıştıran işyerlerini kapsıyor.

 

Araştırmadan çıkan en önemli sonuçlardan biri de, 10 ile 24 arasında işçi çalıştıran küçük işyerlerinin ilk 5 yıl içinde kapanma riskinin, diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Taymaz bu konuda şöyle konuşuyor:

"İşyerleri büyüklüğe göre ( çalıştırdığı kişi sayısı göz önüne alınarak) incelendiğinde büyük firmaların kümülatif kapanma oranlarının, küçük firmalara göre daha az olduğu görülüyor. Bizim yaptığımız çalışmaya göre, kurulduktan sonraki 5 yıl içinde kapanma oranı 10-24 kişi çalıştıran işyerlerinde yaklaşık yüzde 60 iken, bu oran 25-49 kişi çalıştıran işyerlerinde yaklaşık yüzde 40 ve 50'den fazla kişi çalıştıran firmalarda ise yüzde 35 civarında" diyor.

Taymaz küçük firmaların daha kısa ömürlü olmasının sebeplerini ise şöyle sıralıyor:

"Yeni kurulan firmaların önemli bir kısmı pazara girdiğinde yeterli düzeyde ticari ve teknik bilgiye sahip olmuyor. Bu nedenle, teknik ve ticari donanımı iyi seviyede olanlar ile kendilerini hızla geliştirebilenler ayakta kalıyor, diğerleri kapanıyor. Bir çok firma kaynak yetersizliği nedeniyle iş hayatına çok küçük ölçekli olarak başlıyor. Yeni kurulan şirketlerin kaynak yetersizliği sorunu var ve ihtiyaçları olan sermayeyi temin etmeleri zor.

Örneğin, bankadan kredi almaları hemen hemen mümkün değil. Çünkü, ellerinde ipotek edebilecekleri varlıkları yok. Ayrıca yeni firmalar bankalar tarafından şüphe ile karşılanıyor ve risk oranları yüksek olarak değerlendiriliyor. Yeterli sermayesi olmadığı için piyasaya küçük olarak giren ve bu sorunu aşamayan firmalar kapanıyor. Yeni firmaların performansları birbirinden çok farklı olabiliyor."

Bu konudaki çalışmalarıyla tanınan Arie De Gues, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: "Şirketler için düşündüğümüzde de 12.5 yıl gerçekten de çok az. Ancak, gelecekte şirketlerin daha uzun yaşamasının, bugünden zor olmamasını samimiyetle umuyorum. Öte yandan gelecekte şirketlerin daha uzun yaşamayı başaracakları konusunda iyimser olmak için de herhangi bir neden yok. Benim tereddüdüm de burada. Eğer şirketlerin pek çok ülkedeki yasal statülerine bakarsanız, bu statülerin hala 19'uncu yüzyıla dayandığını görürsünüz. Burada sözünü ettiğim yasal statü, sermayeyi ve sermaye sağlayıcıyı şirketlerin itici gücü ve kaynağı olarak sayıyor. Avrupa ülkelerinde çoğu şirkette durum benzer. Bir kişi o şirkete sermaye koyuyor ve hisse sahibi oluyor. Şirketler yasal olarak bu kişiler etrafında kuruluyor. Ülkelerin düzenlemelerinde de bu hisse sahipleri üstün gücü ellerinde bulunduruyorlar."

Türk şirket kaç yıl yaşar?

Türkiye'de bu konudaki ender çalışmaların tamamı Capital dergisi tarafından yapıldı. Bir de yukarı dikkat çektiğim akademisyenlerin çalışmaları oldu. Capital'e yaptığım bir araştırmada, bazı bulgulara ulaşmıştım. Ancak, açıkçası, daha kapsamlı araştırma ve analizlere ihtiyaç var.

İstanbul Ticaret Odası´nın kayıtlarına göre İstanbul´da 1800´lerin ortalarında kurulmuş şirketlerden bugün de faaliyet gösterenler var. Sadece İstanbul´da değil, İzmir ve Ankara´da, Hatta Adana´da da köklü şirketler hala ayaktalar. Ancak sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor.

Bugün kurumsallaşmasını tamamlamış şirketlerden önemli bölümü Cumhuriyet´in ilk yıllarında iş dünyasına atılmışlar. Koç Holding, Piyale, Vakko, Tatko, Esbank, Komili bunlardan ilk akla gelenler. Ayrıca yüzyıla yakın geçmişi olan şirketler arasında, Hacıbekir gibi, gelenekselliğini koruyanlar da var.

Ancak, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verileri, Türkiye'de şirketleşmenin 1980 sonrasında başladığını ortaya koyuyor. 1980'lere kadar yılda 5-6 bin şirket kurulurken, sonraki yıllarda 10 bin, hatta 1990'larda yılda 50 bin şirket kurulduğu bile oldu. Bu nedenle, Türkiye'deki şirketlerin yaşlarının, dünya ortalamasının altında olduğunu söylemek mümkün. Buna göre, Türkiye´deki şirketlerin ortalama yaşı sadece 12 yıl düzeyinde. Ayrıca şirketlerin yüzde 89´u, son 15 yılda kurulmuş.

Aynı araştırmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası´nda işlem gören şirketlerin yüzde 70´inin, son 30 yılda kurulmuşlardan oluştuğunu saptamıştım.

Bir başka saptama da küçük ve orta ölçekli şirketlerle ilgili. Buna göre ise Kosgeb´e kayıtlı 7 bin şirketin yüzde 31´i son 8 yılda, yüzde 36´sı ise 1980-89 yılları arasında faaliyete başladı. Bir başka deyişle, bu 7 bin şirketin yüzde 67´si son 18 yılda kuruldu.

O araştırmada, İstanbul Sanayi Odası'nın "500 Büyük Şirket" araştırmalarını da incelemiştim. 1960'larda 100, ardından da 300 olarak devam eden ve sonunda 500 büyük şirket olarak yayınlanan araştırma, "Hızlı yaşadı, genç öldü" sloganının Türkiye için ciddi bir tehdit olduğunu ortaya koyuyor.

İSO bu alandaki ilk araştırmasını, 1968 yılında, 100 şirket olarak gerçekleştirmiş. İşte bu 100 şirket arasına girenlerden 32´si, bugün 500 şirket arasına bile giremiyor. Zaten bunlardan önemli bölümü de yok olup gitmiş durumda.

1980 yılındaki dev şirketler araştırması için de benzer bir değerlendirme yapmak mümkün. 1980 yılındaki 500 şirket arasına girenlerden 80´i, bugünkü listede yer almıyor. Bu sayı, 1987´deki araştırmada 107, 1990´dakinde ise 70 olarak hesaplandı.

 Sözünü ettiğimiz bu sayılar içinde bugün hayatta olan şirketlerin yanı sıra, tarih olanlar da var. Ancak uzmanlar, 1968´de ilk 100 arasına girip, 1998 yılında 500´e dahil olamayan şirketlerin, ``yok olma`` tehdidini her zaman enselerinde hissettiklerine dikkat çekiyorlar.

 
< Önceki   Sonraki >

Arama