| Hedeflerle Büyüyenler Neyi Farklı Yaptılar? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | ||||
| Salı, 05 Haziran 2007 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2 Öğretmen çocuğu olmam nedeniyle hayatımın ilk yılları Anadolu'da geçti. Daha doğrusu ilk çocukluk dönemi. O yıllara ait hatırladığım ilk hedefim, günün birinde, çevredeki en karizmatik memur olan subay olmak idi. Galiba astsubay. Birkaç yıl sonra, okula başladığımda, çocukların önemli bölümü gibi, ben de "büyüyünce doktor" olacağım hedefini saptamıştım. Yaş ve eğitim ilerledikçe yenilere geldi. Sonrasında daha gerçekçi, "kişisel gelişim ve işe odaklı" hedeflerim oldu.
Ünlü yönetim uzmanı James Collins (Jim'i de kullanıyor), "Hedeflerle büyümek" diye formüle ettiği bu anlayışı, kişilere ve şirketlere de öneriyor. Doğal olarak işi gereği şirketlerin kendilerine hedef koyarak geleceğe gitmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Vizyoner, alanlarında öncü olmuş şirketlerin, bu konumlarına "hedeflerle büyüme" stratejisiyle geldiklerine dikkat çekiyor. Collins'in paylaştığı bu şirketler ve hedefleri şöyle: *Wall Mart, 1990 yılında, 2000 yılı için bir hedef koydu. "125 milyar dolarlık bir şirket". Şimdi bu rakam bile geçildi. *Ford Company'nin sahibi Henry Ford'un amacı, "Otomobili demokratikleştirmek" idi. Sonuç, ortada. *1950'lerde henüz adı bile duyulmayan Sony, "Tüm dünyada yaygın olan Japon ürünlerinin düşük kaliteli olduğu" imajını ortadan kaldırmayı hedeflemişti. *Ünlü sigara üreticisi Philip Morris, 1950'lerde sektörün bir numarası olan RJR'ı gözüne kestirmişti. Hedef ortada idi; "RJR'ı devirip, bir numara olmak".. *Henüz havacılığın gelişme aşamasında olduğu dönemde, daha 1950'lerde Boeing şirketi iddialı bir hedef ile ortaya çıktı. O yıllarda şirket şu stratejiyi benimsedi: "Ticari uçaklarda en baskın oyuncu haline gelmek ve dünyaya jet çağına ulaştırmak." *General Electric'in hedefi mesaj dolu. En azından sektöründe odaklanmak isteyen şirketlerin dikkate almasında yarar var. 1980'lerde şirket, gelecek için şu vizyonu ortaya koymuştu: "Hizmet ettiğimiz her pazarda birinci ya da ikinci olmak, büyük bir şirketin güçlerini, küçük bir şirketin atikliği ve çevikliği ile birleştirmek.". Sonraları "Üç Kuralı" (The Rule of Three) kitabının yazarı Jagdish Sheth, bu konuya güzel bir yorum getirmişti. Rakesh, "Bir sektöre ya da pazara girecekseniz, mutlaka ilk 3'de olmayı hedefleyin. Başaramıyorsanız, o alanı terk edin" demişti. Çok yerinde bir değerlendirme. Şirketlere, hedef belirlemede katkıda bulunacak bir özlü söz... "Hedeflerle büyüme" konusunu çok önemli buluyorum. Ancak, ulaşılan hedefleri, yenilerinin izlemesini de en az onun kadar önemsiyorum. Yoksa, "İşte ulaştık sendromu", ulaşılan hedefleri izleyen en önemli tehlike olacaktır. James Collins, "Apple Computer, teknik açıdan uzman olmayanların da kullanabileceği bir bilgisayar yaratma amacını elde ettikten sonra, aynı sendroma yakalandı" diyor. Yeni bir yıla girdik. Herkesin, bütün şirketlerin önünde hedefler var. Burada önemli olan galiba, "hedefleri taze tutabilmek" ve "yenileyebilmek". Aksi takdirde "işte ulaştık sendromu" her şeyi alt üst edebilir. Büyümede örnek şirketlere dikkat! De Beers, dünyanın önde gelen pırlanta şirketi. Bir süre büyüme konusunda sıkıntı çeken şirket, yaptığı yeni yatırım ve konumlandırma ile bu sorununu çözdü. İşin sırrı ise toptancılıktan mağazacılığa yönelmesiydi. Şirket toptancılık yaparak yürüttüğü işini, şu anda dünya çapında pek çok mağaza açarak perakendeciliğe taşıdı. Her yıl büyümesinde büyük artış kaydetti. Bu stratejisiyle satışlarını 2003 yılında 5 milyar dolarlık bir hacme ulaştırdı, 2002 yılına göre yüzde 7 büyüdü. Üstelik, 2004 yılında da bu büyüme hızını devam ettirmeyi planlıyor. Nike ve Reebok arasındaki sıkı rekabeti herkes bilir. Son yıllarda spor giyim sektöründe bu şirketlerin büyük rekabeti var. Ancak, rekabetin geçmişi 1980'lerin ortalarına kadar gidiyor. İki şirket, pazara neredeyse aynı zamanda girmişlerdi. Ancak, o dönemde Reebok üstünlük sağlamış ve karını, 1987 yılında Nike'ın iki katına çıkararak 309 milyon dolara ulaştırmıştı. Uzun dönem sıkıntı çeken Nike, müthiş bir strateji değişikliği ile yeni gelişen golf sektörüne yatırım yaptı ve ayakkabı üretmeye girişti. Bu önemli değişiklik Nike'a kar getirdi. 7 yıl sonra karını 1.1 milyar dolara ulaştırdı, Reebok'ın karı ise 2002 yılında 247 milyon dolarda kalmıştı.
Enterprise Rent-A-Car, dünyanın en ünlü aile şirketlerinden biri. Bugün 7 milyar dolarlık bir şirket haline gelen Enterprise, son 10 yılda araba kiralama pazarından iki kat fazla büyüdü. Şirket faaliyete başladığı ilk yıllarda arabasını tamire veren müşterilere hizmet veriyordu. Daha sonra iş dünyasındaki potansiyeli görüp, havaalanlarında mağazalar açma kararı alındı İlk mağazasının Denver'da açan şirket, bir yıl boyunca hem kendi müşterilerini hem de yeni müşterilerin tepkilerini ölçtü. Şirket, bu anlamda başarılı bir profil çizdikten sonra, üst segmente yönelik hizmetlerini sürdürdü. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
