| Fiyat Düşüşü Nasıl Aşılacak? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | ||||
| Salı, 05 Haziran 2007 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2 İster inanın, ister inanmayın. Bütün dünyada fiyatlardaki düşüş sürecek. Burada kendinizi tüketici fiyatlarındaki düşüşe inanmayan, "Bizde enflasyon düşmez. Hükümet sokağı tanımıyor" yerine koymayın. Biz sokaktaki vatandaşın enflasyonundan söz etmiyoruz. İşadamını ve yöneticileri tehdit eden, hızlı ve etkili yanıt gerektiren ciddi bir trendden söz ediyoruz.
Peki diyeceksiniz ki, "Fiyat düşüşünü de nereden çıkardın? Tamam enflasyonda düşüş var ama sınırlı da olsa fiyatlar artacak". Görünüşte haklısınız. Ancak, benim dikkat çekmek istediğim, artan rekabet, hızla gelişen teknoloji ve sıfır kar marjının yarattığı bir tehlikedir. Bunun etkilerini sadece Türkiye'de değil, dünyanın dört bir yanında da görmek mümkün. Zaten bu trendi anlamak için şöyle bir geçmişe bakın. Aslında, artan fiyatlarla birlikte, bazı ürünlerde fiyat düşüşlerinin olduğunu da göreceksiniz. İster maliyetlerde sağlanan indirim, ister teknoloji ya da ister rekabete bağlayın. Bu gerçekle yaşamayı, "yeni normalde" bununla mücadeleyi öğrenmek zorunda kalacaksınız. Tarihten gelen mesajlar Aranızda ilk üretildiğinde hesap makinesinin ya da renkli televizyonun fiyatını bilen var mı? Bilmiyorsanız, bu sayfadaki tabloya bakmanızı öneriyorum. Rakamları "Gelecek Peşinizde" kitabından aldım. İlk üretildiğinde bir hesap makinesinin maliyeti sabit Amerikan Doları ile 120 dolar imiş. 2003 yılında 5 dolara inmiş. Televizyon ise 1954 yılında 1000 dolara mal edilmiş. Son fiyatı 180 dolar düzeyindeymiş. 1984 yılında 4.195 dolarlık maliyetle üretilen bir cep telefonu şimdi neredeyse birkaç yüz dolara mal edilebiliyor. Düşen fiyatlar, beraberinde düşük kar marjını da getiriyor. Örneğin, 1900-2000 yılları arasında ABD'de telefon görüşmelerindeki fiyat düşüşü yüzde 99.9 düzeyine ulaştı. Benzer bir fiyat düşüşü otomobilde de var. Henry Ford, 1908 yılında ilk otomobili olan Model T'yi 850 dolara mal etmişti. Ancak, şimdi otomobil fiyatları cari olarak bunun çok üstünde. Reel hesap yaptığımızda ise 100 yıl içinde otomobilin fiyatının yüzde 50 oranında gerilediği ortaya çıkıyor. Zam yapmak zorlaşacak Düşen enflasyon ve artan rekabet, şirketleri "fiyat" konusunda zorluyor. Yeni dönemin normali ise "fiyatlardaki baskının" devam edeceği olacak. Uzmanlara göre, bunun iki nedeni var. Birincisi, düşen enflasyon nedeniyle, fiyat artışı artık küçük oranlarda mümkün oluyor. Yüzde 10 enflasyon ortamında, yüzde 1'ler bile büyük hale geliyor. İkincisi ise artan rekabet ve teknoloji. Şirketler, rekabet nedeniyle fiyatları yukarı çekemiyor, aksine sabit tutmanın, maliyetlerle oynayarak düşürmenin yoluna gidiyorlar. Örneğin, cep telefonu kullanımı bütün dünyada artıyor. DVD'ler, elektronik tüketici ürünleri arasında gelmiş geçmiş en hızlı yayılma hızını elinde bulunduruyor. Artık 200 milyon liraya bir DVD alınabiliyor. Bu ve benzeri teknoloji ürünlerindeki ucuzlama devam edecek. Fiyatın bileşenleri önemli Doç. Dr. Hakan Berüment, Capital dergisine yaptığı değerlendirmede şunları söylemişti: "Eskiden fiyatlar belirlenir ve beklenirdi. Fiyatlar yanlış bile olsa, enflasyon yüksek olduğu için, sizin fiyatınızda bir noktada satış gerçekleşebilirdi. Eskiden 2 ay malı satamaz, ama sonra satabilirdiniz. Şimdi satamamam riski var. Bu ise stokların artmasına ve verimsizliğin oluşmasına sebep olur." Yeni dönemde şirketler ve yöneticileri, fiyat oluşumuna ve bileşenlerine daha fazla önem vermek zorunda kalacaklar. Fiyat koymadan önce, onu oluşturan bileşenleri, yani maliyetleri ortadan kaldırmaya yönelecekler. Eski fiyat stratejisinde direnenler ise ortadan kalkma riskini hep hissedecekler. Fiyatta yeni gerçeği anlama ve öneriler Ne kadar karşı çıksanız da, "fiyatta" yeni normalin tam ortasındayız. Bu konuda karşılaşacaklarımızı ve önlemleri şöyle sıralamak istiyorum:
|
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
