| Kurucu Olmadan Şirket Yürür Mü? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | |
| Pazartesi, 11 Haziran 2007 | |
|
Aile şirketinden kurumsal yapıya dönüşüm sırasında yaşanan sorunlarla ilgili çok çeşitli değerlendirmeler duymuşsunuzdur. Ancak, kurum olamayan aile şirketlerinde büyümenin durması, sorunların başlamasının temelindeki etkenlerle ilgili çok sayıda araştırma yapılmıyor. Aile şirketinde işler ne zamana kadar iyi gider, bozulması için hangi koşullar gerekir? Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir araştırma, Türkiye'de çok sık karşılaştığım bir soruya da aslında yanıt veriyordu. Dünyanın her tarafında büyük ya da orta boy bütün şirketler, önce girişim olarak ortaya çıkar, sonra gelişir ve büyür. Bazen bir atölye, bazen de bir mağaza. Ardından tesisler, fabrikalar, mağazalar... Aile şirketinden kurumsal yapıya dönüşüm sırasında yaşanan sorunlarla ilgili çok çeşitli değerlendirmeler duymuşsunuzdur. Ancak, kurum olamayan aile şirketlerinde büyümenin durması, sorunların başlamasının temelindeki etkenlerle ilgili çok sayıda araştırma yapılmıyor. Aile şirketinde işler ne zamana kadar iyi gider, bozulması için hangi koşullar gerekir? Harvard Business School'dan Belen Villalonga'nın yaptığı araştırma, bu konuya bir ölçüde açıklık getiriyor. "Ailenin Sahiplik, Kontrol ve Yönetimi, Firma Değerini Nasıl Etkiler?" başlıklı bu araştırma, Fortune500 şirketleri arasında gerçekleştirilmiş. Sonuçlarının ana hatlarını paylaşmak istiyorum: -Villalonga, Fortune500 şirketlerinin rakamlarını 1994-2000 yılları arasında analiz etmiş. -Araştırmada, ailenin sahipliğinin, sadece kurucu iş başında olduğu dönemde anlamlı olduğunu saptamışlar. Yani, kurucunun CEO ya da başkan olarak şirketi bizzat yönettiği dönemlerde, en iyi performans gösteriliyor ve değer artışı yüksek düzeye ulaşıyor. -"Sahiplik, yönetim ve kontrol"ün ikili ya da piramit şeklinde dağıtıldığı aile şirketlerinde, kurucudan kaynaklanan bu değer önemli ölçüde azalıyor. -Kurucunun varisleri, yani ikinci ve üçüncü kuşağın CEO'luk görevini almasıyla birlikte, şirketin değerinde tahribat meydana geliyor. -Aile üyeleri ve aile dışı hissedarlar arasındaki çekişmeler, kurucunun CEO görevini üstlendiği dönemlerde daha az tahribat yaratıyor. Bu çekişme ikinci kuşakta meydana geldiğinde, şirketin hisse değerini önemli ölçüde düşürüyor. Belen Villalonga'nın araştırmasından, genele yayılmamakla birlikte şöyle bir mesaj çıkıyor: "Aile şirketleri altın dönemlerini kurucunun tam kontrolle iş başında kaldığı yıllarda yaşıyor. İkinci ve sonraki kuşaklarda tablo değişiyor. O nedenle önlem almakta yarar var." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
