Parolamı unuttum Hesabınız yok mu? Kaydolun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa arrow Aile Şirketleri arrow "Kuzen Sendromu" Nasıl Aşılabilir?
"Kuzen Sendromu" Nasıl Aşılabilir? Yazdır E-posta
Yazar: Rauf Ateş   
Pazartesi, 11 Haziran 2007
Belki de çok kişinin dikkatini çekmemiştir. Ancak, yaşayanlar bilir ya da uzmanlar... Oysa ABD'den Japonya'ya, dünyanın dört bir yanında etkisini gösteren "ailedeki kuzen sendromu" Türkiye'de de gözleniyor. Üstelik yeni gelen kuşakla birlikte bu sorun daha da öne çıkacak. Türkiye'deki tarımın sorunlarıyla ilgili dinlediğim konuşmalarda, "Bölünen topraklar" konusu hep dikkatimi çekmiştir. Geçtiğimiz günlerde CNN Türk'te "Her Evde Bir Haber Var" programını dinliyordum. Yanlış hatırlamıyorsam, Marmara Bölgesi'nden bir köye gidilmiş ve çiftçilerle sohbet ediliyordu. Çiftçilerden biri, "Topraklarımız nesilden nesile bölündü, tarım yapılacak bir şey kalmadı" diye konuşuyordu. Onlara göre, yeni kuşaklar, toprakları işleme ve işe devam konusunda anlaşamadıklarından, verimli iş de yapılamıyordu.

Bir okurumdan gelen email, bana önce bunu hatırlattı. Çünkü, okurum, "Ben üçüncü kuşağı temsil ediyoruz. Tekstil işi bize dededen kaldı, şimdi babalar, kardeşler ve kuzenlerle yönetiyoruz. Yeni katılanlar oldukça iş daha da sıkıntılı hale geliyor. Gelecek nasıl olacak merak ediyorum" diye yazıyor. Okur, aslında dünyadaki aile şirketlerinin önemli sorunlarından birine dikkat çekiyor. Büyük baba ve baba-amca döneminde iyi giden işler, tıpkı toprak bölünmesinde olduğu gibi çöküşlere neden olabiliyor.

Bu konuda en iyilerden biri olan John Ward'dan okumuştum. O da sadece İngliizce'de değil, bütün dillerde benzer bir söz olduğunu aktarıyordu. "Birinci nesil kurar, ikinci nesil büyütür, üçüncü nesil tüketir" gibi bir yaklaşım. Üçüncü nesil de doğal olarak "kuzen" faktörünün dahil olduğu bir sürece işaret ediyor.

Family Business Center uzmanlarından Shel Horowitz, "Zaten kuzen aşamasına aile şirketlerinin yüzde 8'i ulaşıyor. Onlar da büyük tehdit altında kalabiliyor. İşin sırrı bu süreci iyi yönetmekten geçiyor" diye konuşuyor.

Welsh Family Business Center'dan Sarah Schmidt, kardeş ve kuzenlerin katılımıyla artan aile üyesi sayısı nedeniyle, şirketlerin yaşama süresinin de azaldığına dikkat çekiyor. Schmidt, "Aile şirketlerinin yüzde 30'u ikinci kuşağa, yüzde 12'si üçüncü, yüzde 3'ü de dördüncü kuşağa kalıyor. Bu nedenle şirketlerin aile anayasasında kuşakların katılımı ve eğitimini dikkatle gerçekleştirmeleri gerekir" diyor.

John Ward ise daha ilginç bir öneride bulunuyor. Kuşaktan kuşağa geçen aile işi için, bireylerin birer öğrenci gibi "aile işi" (Family business) eğitimi almaları gerekiyor. Bunun yolu özel eğitim, konferans ve yurtdışındaki en iyi uygulamaları yerinde gözlemlemek de olabilir.

 
< Önceki   Sonraki >

Arama