| KOBİ'leri Batmaya Ne Götürür? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | |
| Pazartesi, 11 Haziran 2007 | |
|
Yine büyüme dönemine girdik. Türkiye, 2002, 2003 ve 2004 yıllarından sonra, belki de çok uzun süre sonra 4 yıl üst üstü büyüyecek. Bu tablo, çok sayıda girişimcinin iştahını da kabartıyor. "İşte beklediğimiz fırsat, şimdi patlama zamanı" diye düşünenler, yatırım yapıyor, mağaza açıyor, reklam veriyor, eleman alıyor. Girişimcilik ruhundaki patlamayı yılda 50 bine yaklaşan şirket kuruluşundan, artan kredi hacminden de görmek mümkün.
Buraya kadar sorun yok. Türkiye'nin sahip olduğu kapasiteyle yılda 100 bin ve üstünde yeni şirket kuruluşuna ihtiyacı var. Şu anda 1.2 milyon düzeyinde olan girişimci sayısının, 300 bin düzeyindeki şirket sayısının da en az yüzde 50 fazla olması gerekiyor. Ancak, sorun, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin "büyüme" konusundaki sıkıntıları. Önemli bölümünün bir stratejisi, iş planı ve nakit akış hesabı yok. Bu nedenle de hızlı büyüme, bazı durumlarda finansal sıkıntı, hatta yok oluşu beraberinde getiriyor.
Benzer bir sıkıntıyı orta ölçekli bir mobilya şirketinin sahibinden dinledim. Bu, aynı zamanda kendi sektöründeki onlarca, başka sektörlerdeki yüzlerce şirketin-girişimcinin sıkıntısını da ortaya koyması açısından önemli. Dolayısıyla, onun görüşlerini, ana hatlarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum: -Bizim gibi küçük girişimciler, özellikle büyüme dönemlerinde, esen olumlu rüzgardan çok çabuk etkileniyoruz. Gittiğimiz konferanslar, okuduğumuz kitaplar ve danışmanlar, inanılmaz bir gaz veriyor. Hemen hızlı büyüme tutkusuna kapılıyoruz. -Dikkat edin, bizim gibi şirketlerin tamamında, kalite belgesi, ISO belgesi ve standartlar alınmaya başlanıyor. Ölçüsüz bir şekilde yeni yöneticiler alınıyor, eleman sayısı hızla artırılıyor. -"Türkiye büyüyor, treni kaçırıyoruz" diye, krediyle yatırıma gidiyoruz. Bunu geçmişte ben de yaptım. Ortaya benim için büyük bir yatırım çıktı. Ancak, yatırım beraberinde, satış kanalı sorununu da getirdi. Kapasite var, nasıl satılacağı belli değil. -Danışmanlar ve okuduğumuz kitaplardan hareketle, mağaza açmaya başladık. Ben 5 mağazaya ilk yılda ulaştım. Bu bana, yeni mağaza, kira, yönetici ve eleman maliyetini de yükledi. Üstelik, mağazalar için stok da yapmaya başladık. -Fakat, açılan mağazaların satışları, maliyetlerini zor karşılar hale geldi. Bu kez yurtdışına yöneldik, orada mağaza açtık. Yine olmadı. Sonunda kafamı ellerim arasına alıp düşündüm, doğru yolu buldum. Mağazaların sayısını hızla azalttım, yurtdışı mağazalarını kapattım. Bunun yerine bayilik verme yoluna gittim. Şimdi durumum daha iyi. Tablo çok açık ve Türkiye'deki çok sayıda şirket aynı hatayı yapıyor. Oysa, mağaza açma yerine, bayilik yoluyla risk başka bir girişimciye aktarılsa, hayat ne kadar kolay olurdu? Aynı girişimci, "Ben ders aldım. Başka alanlar da görüyorum. Ama hala aynı hatayı yapanlar var" diye konuşuyor. Ben de aynı görüşteyim. Lütfen, büyüme derken, batma aşamasına gelmeyin. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Perakende Zincirlerine Giren Büyüyor
Türkiye perakende sektörünün hem içerdeki satışlarının hem de büyük zincirlerin ihracatlarındaki b&uum...
Çinli şirketler sıçrama yaptı, sıra bizim şirketlerde
Uzunca süre Türkiye, Güney Kore ile kıyaslandı. Kişi başına milli gelirlerinin 1960'larda 500 dolar olması, benzer süreç...
Uzun Süre Birlikte Çalışmak Neden Önemli?
Hem çalışma arkadaşlarımdan hem de okuyuculardan benzer sorular alıyorum. "Aynı şirkette uzun süredir çalışıyorum. Bu kariyeri...
Özilhan Ailesi Nasıl Başardı?
Türk ekonomisi bitmeyen dönemsel kriz nöbetlerinden birini daha yaşıyor. 1980 sonrası yaşanan kriz, birçok holdingin batma...
Babası zengin olmayan girişimcilerin sayısı artmalı
İlkokul, orta okul, lise ve üniversite... Hatırlıyorum da hiçbir arkadaşım ileride kendi işini kuracağına, ‘patron olacağına' y&...
