Parolamı unuttum Hesabınız yok mu? Kaydolun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa arrow Finans arrow Büyüme Potansiyeli Yüksek Sektörler
Büyüme Potansiyeli Yüksek Sektörler Yazdır E-posta
Yazar: Rauf Ateş   
Pazartesi, 11 Haziran 2007
Yazı İndeksi
Büyüme Potansiyeli Yüksek Sektörler
Sayfa 2

Türkiye ekonomisinde her dönem yıldızı parlayan sektörler var ve bu bilgiler girişimciler için altın değerindedir. Önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli yüksek sektörleri analiz eden TSKB İktisat ve Araştırma Müdürü Refik Akıncı, bu anlamda 15 sektöre dikkat çekiyor. Bunlar; enerji, lojistik, inşaat, çimento ve mıcır üretimi, hafif yapı elemanları, zemin kaplama malzemeleri, doğal taş üretimi ve madencilik, turizm, sağlık, eğitim, çevre ve verimlilik artışı, gemi inşa ve onarımı, oluklu mukavva, otomotiv ve dayanıklı tüketim malları yan sanayi, süt hayvancılığı ve süt üretimi.

 

Türkiye, 2000 yılında uygulamaya başlanan ekonomik istikrar programıyla, ekonomide hızla kabuk değiştiriyor. Bu süreç, 2001'de olduğu gibi büyük kriz veya Mayıs-Temmuz 2006 döneminde yaşanan türbülansta olduğu gibi arada kesintilere uğrasa da devam ediyor. Bu kabuk değişiminin temelini oluşturan ekonomik istikrar programında ise enflasyonu düşürme politikası ile Avrupa Birliği (AB) hedefi nedeniyle yapılan reformlar ekonomi için bir anlamda itici güç oluşturuyor.

Bir taraftan enflasyonu düşürürken diğer taraftan büyümede istikrarı sağlamak zorunda olan Türkiye'nin bunu yapabilmesi için üretimi artırması ve yeni, büyük yatırımlar yapması gerekiyor. Son yıllarda izlenen ekonomik istikrar programı ve AB sürecinin yanısıra dünya konjonktüründeki gelişmelerin de etkisiyle, Türkiye'de son yıllarda yabancıların yatırımlarının artığı görülüyor. Başta finans ve otomotiv sektöründe gözlenen bu sürecin, önümüzdeki dönemde ekonomik istikrar programından sapılmaması ve dünyadaki ekonomik koşulların olumsuza dönmemesi halinde diğer sektörlere de yayılarak devam edeceği tahmin ediliyor.

Kısacası, makro ekonomide enflasyonda düşüş şeklinde yaşanan değişimin önümüzdeki dönemde reel sektörde de etkisini olumlu yönde göstermesi bekleniyor. Bunun gerçekleşmesi halinde önümüzdeki dönemde bazı sektörler daha fazla öne çıkacak, bazılarının önemi daha da artacak. Türkiye'nin ekonomik açıdan içinde bulunduğu bu değişim sürecinin ise daha önce hiç olmadığı şekilde, ileriye yönelik öngörü ve tahmin yapabilme yeteneğini artırmış bulunuyor. TSKB'nin İktisat ve Araştırma Müdürü Refik Akıncı da önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli olan sektörlerle ilgili bir çalışma hazırlamış bulunuyor. Yurt dışından temin ettiği uzun vadeli kaynakları KOBİ'lere kredi olarak kullandıran TSKB'nin İktisat ve Araştırma Müdürü Akıncı, bu hafta KOBİ Girişim Eki'miz için önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli yüksek 15 sektörü, gerekçeleriyle birlikte şöyle anlatıyor:


1 ENERJİ

Hızlı büyüme ihtiyacı ve zorunluluğu olan Türkiye'nin enerji ihtiyacı önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceği bilenen bir gerçek. Enerji, bu özeliği nedeniyle son yıllarda en çok tartışılan konulardan başından geliyor. Enerji konusu aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir:

Kömür İşletmeciliği: Türkiye, son dönemde özellikle doğalgaz temini ve petrol fiyatlarının artışı ile ilgili yaşanan sıkıntılardan ötürü enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yerel kaynakları daha etkin kullanma yönelimi içerisine girmiş durumda. Bu doğrultuda hem mevcut linyit sahalarında üretimin artması, hem de yeni sahaların devreye girmesi bekleniyor. Ayrıca Türkiye Kömür İşletmeleri'ne (TKİ) ait sahaların bir bölümü elektrik üretimi amaçlı olarak özel sektöre açılıyor. Sahaları alan yatırımcılara bu sahalardan çıkacak kömür ile elektrik üretmek amacıyla termik santral şartı da getirilmekte. Bu zorunluluğun da linyit üretimini artırıcı bir etkide bulunması bekleniyor.

Hidroelektrik ve Rüzgar Enerjisi: 2005 yılında yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimine fiyat ve alım garantileri getiren kanunun çıkması ile birlikte, özellikle hidroelektrik ve rüzgar enerjisi yatırımlarına özel sektör kuruluşlarının ilgisi arttı. Önümüzdeki beş yıllık süre içinde yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi için 2.5-3 milyar dolar seviyesinde yatırım yapılacağı tahmin ediliyor.

Doğalgaz: Doğalgaz piyasasında dağıtım alanında özelleştirme 2003 Haziran ayından bu yana sürüyor. Doğalgaz dağıtım şebekesi olmayan illerde şebekenin yapım ve işletimi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), tarafından 42 dağıtım bölgesinde ihaleler tamamlandı. 2006 sonuna dek 10 bölgede daha ihale yapılması bekleniyor. Ayrıca Ankara ve İstanbul'da doğalgaz dağıtımı yapan belediye şirketlerinin özelleştirme sürecinin de 2006 sonuna dek gündeme gelebilir.

Türkiye'nin çeşitli yerlerinde sürmekte olan doğalgaz şebekesi yatırımlarının "doğalgaz yan sanayii" olarak adlandırabileceğimiz, çelik ve PE boru üretimi, bina içi ısınma tesisatı, test ve ölçüm cihazları ile yazılım sektörlerinde önemli ölçüde ek talep yaratacağı öngörülmektedir. Sektördeki bu hareketliliğin önümüzdeki 5-6 yıl boyunca süreceği tahmin ediliyor.

Türkiye petrol ve doğalgazda önemli bir köprü ülke haline geliyor. Hem yurtiçi doğalgaz şebekesinin genişlemesi, hem de uluslararası transit anlaşmalar, BOTAŞ'ın petrol ve doğal gaz iletim şebekesi yapımını hızlandıracak, boru hatları yapan müteahhitler için yeni iş fırsatları ortaya çıkacaktır.


2 LOJİSTİK

Türkiye'de özellikle demiryolu ve denizyolu taşımacılığı, bu alanlarda özel sektörün rolünü artırıcı düzenlemelerin bir sonucu olarak son zamanların revaçta olan sektörlerinden oldu. Limancılıkta gerçekleştirilen özelleştirmeler ve özel sektörün yeni liman girişimleri özellikle konteyner limancılığını ön plana çıkarıyor. Bunların yanında sektöre olan yabancı ilgisi, küçük firmaların satın alınması yoluyla sektörde konsolidasyona gidilmesi ve şirketlerin lojistik hizmetlerini "outsource etmesi" (dış kaynak kullanımı) sektörle ilgili beklentiler arasında sayılabilir.

Liman özelleştirmelerinin etkisi ve taşımacılıkta sağlanacak diğer gelişmelerin ışığında Türkiye'nin taşımacılıkta bölgesel bir transfer noktası haline gelecek olması da lojistik sektörünün büyümesine katkı sağlayacak bir diğer etken olarak görülüyor.


3 İNŞAAT

Geçmiş yıllarda ertelenmiş talebin de etkisiyle, özellikle 2005'te önemli canlılık yaşayan konut sektöründe hareketliliğin, önümüzdeki birkaç yıl devam edeceği tahmin ediliyor. Türkiye'de inşaat sektörü açısından en önemli beklenti, altyapı yatırımları başta olmak üzere, Türkiye'nin ekonomik gelişmesine paralel olarak gerçekleştirmek zorunda olduğu kamu ihtiyacına yönelik yatırımların canlanmasıdır.

Avrupa Birliği (AB) müzakere sürecinin de etkisiyle, yatırımların önümüzdeki yıllarda da artarak devam etmesi bekleniyor. İpotekli konut finansmanının uygulamaya geçmesi inşaat sektörünün yanı sıra yapı elemanları, beyaz eşya, zemin kaplama ve otomobil gibi diğer sektörlere de ivme kazandıracaktır.


4 ÇİMENTO VE

MICIR ÜRETİMİ

İnşaat sektöründeki beklentiler ışığında Türkiye'de önümüzdeki yıllarda çimento talebinin ve kişi başı çimento tüketiminin artması bekleniyor. 2006-2010 yılları arasında çimento tüketiminin yıllık ortalama yüzde 5 seviyelerinde artması öngörülüyor. Bu doğrultuda hammadde üretimi ve taşınmasına yönelik talebin de artması kaçınılmaz. İnşaat sektöründeki gelişmelere paralel olarak, hazır beton tüketiminin ve dolayısıyla "agrega" tüketiminin de artması beklenmektedir.


5 HAFİF YAPI ELEMANLARI (Tuğla-Gazbeton-Bims Blok)

Yapı elemanları pazarında tuğladan hafif yapı elemanları yani bims blok ve gazbetona kayışın sürmesi bekleniyor. Orta vadede bims bloğun daha ekonomik oluşu, coğrafi yaygınlığı, teknik avantajları gibi nedenlerle gazbetondan daha hızlı gelişeceği tahmin ediliyor. 2006-2010 arasında yapı elemanları pazarının yüzde 7-10 oranında büyümesi, gazbeton ve bims blok talebinin de yüzde 10-15 aralığında artması bekleniyor. Aynı dönemde tuğladaki talebin ise toplam yapı elemanları talebindeki artış nedeniyle, yüzde 3-4 seviyelerinde artması beklenebilir.  


6 ZEMİN KAPLAMA

MALZEMELERİ

Tüm dünyada ahşap esaslı malzemelerin hızlı gelişimini sürdürerek, diğer kaplama malzemelerinin pazarından pay alması bekleniyor. Bu sektörde Uzakdoğu'dan gelen ürünlerin fiyatları, diğer ürünlere kıyasla ortalama olarak yüzde 20 indirimli satılmakta ve tüm ürünlerin fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.

Yüksek gelir grubuna hitap eden ve yurtiçi piyasada yeni tanınmaya başlayan bir ürün olan lamine parkenin yurtiçi talebinin lüks konut, turistik binalar ve ofis binalarındaki artışın etkisiyle hızlı gelişme göstermesi, 2009 yılına dek zemin kaplamaları içindeki payının ise (yüzde 0.6'ten yüzde 1.6'ya) yaklaşık 2.5 katına çıkması bekleniyor. Lamine parkede Türkiye'nin yurtdışı pazarlardaki başlıca avantajları hammadde üreticisi ülkelere coğrafi yakınlığı ve bu ülkelerle uzunca bir dönemdir oluşturulmuş olan hammadde tedarik zinciriyle birlikte ağaç işleme konusundaki beceri ve deneyimidir.


7 DOĞAL TAŞ ÜRETİMİ

VE MADENCİLİK

Belli başlı doğal taşların ve madenlerin istihracı (üretimi) bakımından cazip yeraltı kaynaklarına sahip olunması ve AB gibi büyük pazarlara yakın olmanın getirdiği navlun avantajı sayesinde, ülkemizin bu sektördeki büyümeyi uzun vadede de desteklemeye devam edeceği bekleniyor.


8 TURİZM

2006 yılına pek olumlu başlamamış olsa da, turizm sektörü uzun vadede yıllık olarak yüzde 5'in üzerinde büyüme vaat eden bir sektör olarak değerlendiriliyor. İstanbul ve Antalya'nın sahip olduğu potansiyelin yanı sıra, özellikle Ege Bölgesi'nde Çeşme civarındaki yeni tahsisler sonucunda yatak kapasitesinin artacak olmasının sektöre ivme kazandırması bekleniyor. Charter uçuşlarının artmasının da sektöre olumlu etkisi olacaktır. Sektörde erken rezervasyon sisteminin iç turizm için de kullanılması, ülkenin sahip olduğu iç turizm potansiyelinin değerlendirilmesinde bir başlangıç olacak ve sektörün gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır.


9 SAĞLIK

Sağlık sektörüne bakıldığında genel sağlık sigortası yasasının da etkisiyle özel sektörün KBB, kardiyoloji, kadın doğum, evde bakım, aile hekimliği gibi alanlarda yatırıma yönelmesi bekleniyor.


10 EĞİTİM

Ülkenin kalkınmasının uzun vadede nitelikli işgücüne dayalı olarak gerçekleşebileceği ve eğitim alanındaki yatırımların yalnızca kamu tarafından karşılanamayacağı görüşünden hareketle, özel sektörün, bilhassa vakıf üniversiteleri ve ilköğretim öncesi eğitim alanlarında olmak üzere eğitim sektörünün her alanında yatırım yapma potansiyeli taşıdığı düşünülüyor.


11 ÇEVRE VE

VERİMLİLİK ARTIŞI

İçinde bulunulan AB ile entegrasyon sürecinin, AB'nin çevre mevzuatına uyum konusunu Türk işletmelerinin karşısına bir zorunluluk olarak çıkarması sonucunda, çevreye zarar veren faaliyetleri bulunan kuruluşların, çevreye yönelik bu tür olumsuz etkilerin azaltılmasına yönelik yatırımlar yapması kaçınılmaz olacak.

Çevrenin korunmasına yönelik yatırımlar aynı zamanda kaynakları daha verimli kullanan üretim faaliyetlerini de içerdiğinden, bu tür yatırımlar giderek azalan kâr marjları ile faaliyet göstermek zorunda kalan işletmeler için gelecekte sadece yasal bir zorunluluğa katlanmaktan daha fazlasını ifade edecektir.


12 GEMİ İNŞA VE ONARIMI

Türkiye'nin lojistik açıdan artan önemi ve AB gibi büyük pazarlara olan yakınlığı belirli tonajdaki deniz taşıtlarının imalatının özellikle de onarımının burada yapılması yönünde talep yaratıyor. Söz konusu faaliyet için devlet tarafından yeni alanlar tahsis edilmesi, sektördeki gelişmeyi hızlandıracaktır.


13 OLUKLU MUKAVVA

AB ile entegrasyon süreci paralelinde oluklu mukavva ambalaja geçişin hızlanacağı ve yurtiçi talebinin 2006-2010 döneminde yıllık ortalama yüzde 7 oranında artacağı bekleniyor.


14 OTOMOTİV VE

DAYANIKLI TÜKETİM

MALLARI YAN SANAYİİ

Gerek AB pazarına yönelik olarak belirli sayıda üretilen taşıt araçlarının, gerek dayanıklı tüketim mallarının üretiminde önemli bir üs haline gelmiş olan Türkiye'nin uluslararası standartta üretim yapabilen, sertifikalı yan sanayi kuruluşları için önemli bir pazar olmaya devam edeceği anlaşılıyor.


15 SÜT HAYVANCILIĞI

VE SÜT ÜRETİMİ

Türkiye'de ekonominin büyümesi, gelir ve eğitim düzeyinin artmasına paralel olarak kişi başına süt ve süt mamulleri tüketiminin artması, bu doğrultuda üretimin de 2007-2012 döneminde yıllık ortalama yüzde 5 civarında artması bekleniyor. AB üyelik sürecine paralel olarak Türkiye'de önümüzdeki yıllarda modern işletmelerin sayısının artması, hayvan ırkının ıslahında ilerleme kaydedilmesi, süt veriminde ve kalitesinde artış gerçekleşmesi bekleniyor.

Hayvan ıslahında en önemli sıkıntılardan biri damızlık ithalatındaki kısıtlamalardır. Bilindiği gibi Türkiye'de, deli dana hastalığı nedeniyle ABD ve AB ülkelerinin büyük bölümünden canlı hayvan ithali yasaktır. Süt hayvancılığına uygun verimli ırkların ithal edilebileceği ülkeler, İsveç, Avustralya, Güney Amerika ülkeleri ile sınırlı. Ancak AB ülkelerinde üç yılı aşkındır deli dana vakasına rastlanmamış olması nedeniyle, 2006 yılı içinde bu ülkelerden damızlık ithalinin serbest bırakılacağı tahmin ediliyor.  
Kaynak: Ekonomist


 
< Önceki   Sonraki >

Arama