| Müzede Gerçekten Servet Var Mı? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | ||||
| Pazartesi, 11 Haziran 2007 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2 Dünyada müze mağazacılığı kavramı, özellikle gelişmiş ülkelerdeki ürün çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Türkiye, kültür zenginliği bakımından bu ülkelerin hiçbirinden daha geride değil. Dolayısıyla kültürümüzdeki bu çeşitliliğin günlük kullanıma uyarlanması gerekiyor. Son yıllarda müze içlerinde açılan mağazalar, işte bu önemli görevi üstleniyor. Aynı zamanda yatırımcılar için sanat ve kültür ile iç içe yepyeni bir yatırım alanı oluşturan bu mekanların, gelecekte daha da gelişmesi bekleniyor.
Müzecilik, bir ülkede kültürün devamlılığında çok önemli bir rol oynuyor. Toplumun gelişmesinde, gelişmişliğin aktarılmasında önemli simgelerden biri sayılıyor. Bilimden sanata, arkeolojiden tarihe kadar birçok alanda etkinlik gösteren müzeler, aynı zamanda teorik eğitimin pratiğe dönüşmesi açısından da çok önemli bir rol üstleniyor. Gelişmiş ülkelerde müzeler, eğitim sisteminin çok önemli bir parçası. Örneğin birçok ülkede okulların eğitim programları, müzelerle birlikte planlanıyor, küçük yaşlardan itibaren tarih gibi dersler müzelere gidilerek destekleniyor. Türkiye'de de son yıllarda müzecilik kavramı, yavaş da olsa bir değişim sürecinden geçiyor. Açılan özel müzeler, sponsorluk yasasının çıkmasıyla arkeolojik ve sanatsal çalışmaların özel şirketlerin desteğini kazanması gibi etkenler, müzecilik için önemli gelişmeler. Artık müzelerin, özellikle büyük şehirlerde faaliyet gösteren özel müzelerin; klasik müzecilik anlayışının ilerisine gittiğini görüyoruz. Müzeler artık, sadece sergilenen ürünleriyle değil, ziyaretçilere sunulan farklı imkanlarla da dikkat çekiyor. Müze içlerinde açılan restoranlar, kafeler bu değişimin bir göstergesi. Yeni trendler Bununla birlikte müze mağazacılığı da son yıllarda yeni bir trend haline geldi. Müzeleri temsil eden çeşitli ürünlerin satıldığı bu mağazalar, tüketicinin büyük ilgisini çekiyor. Özellikle Türk el sanatları ürünlerinin sergilendiği mağazalar, aynı zamanda önemli bir kültür hazinesinin çok daha geniş alanlara yayılmasına aracılık ediyor. Binlerce çeşit ürünün bir arada bulunabildiği bu mağazalar, aynı zamanda girişimciler için de farklı bir iş alanı haline gelmiş durumda. Bazı müzelerde müze yönetimleri kendi mağazalarını açarken, bazı müzeler bu işin işletmesini dışarıdan yatırımcılara tahsis ediyor. Ayrıca bu mağazalar, sergiledikleri ürünleri temin ettikleri yüzlerce şirket için de önemli bir pazar haline gelmiş durumda. Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı tüm müze ve ören yerlerinin mağazalarını işleten DÖSİM, mağazalarında 20 binden fazla çeşitte ürünün satışını yapıyor. Bu ürünleri ise 3 binin üzerindeki üreticiden temin ediyor. Önemli bir atılımla tüm metropollerde var olan modern sanat olgusunu İstanbul'a da taşıyan ve bu sayede önemli bir açığı kapatan İstanbul Modern de, içerisindeki mağazasında, müze ziyaretçilerine seçkin sanat kitaplarından özel olarak tasarlanmış ev aksesuarlarına, hediyelik eşyalardan kişisel aksesuarlara kadar pek çok ürünü satışa sunuyor. Bu ürünlerin çeşitli atölyelerde İstanbul Modern tasarımlarıyla üretilmesiyle de ayrıca önemli bir iş potansiyeli yaratılıyor. Çeşitlilik artıyor Müze mağazalarında satılan ürünlerin son zamanlarda, tüketicinin de yoğun ilgisiyle karşılaştığı görülüyor. Özellikle ürünlerdeki çeşitlenmenin artması, günlük kullanıma daha yakın ürünlerin ürün portföyüne eklenmesiyle tüketici talebinin de arttığı belirtiliyor. Nitekim, artık müze mağazaları, sadece müze ve ören yerleriyle kısıtlı kalmayarak, şehir içlerinde hatta alışveriş merkezlerinde de yer almaya başladı. Örneğin İstanbul Modern'in Modern Sanatlar Müzesi dışında, İstanbul'da Kanyon Alışveriş Merkezi'nde de bir mağazası bulunuyor. Geçen mayıs ayında açılan bu mağaza, 45 metrekare alan üzerinde hizmet veriyor. DÖSİM Merkez Müdürü Enver Altıntaç da, mümkün olduğunca işlek bölgelerde mağaza açmaya özen gösterdiklerini söylüyor. Sosyal mekan haline geldi Müze mağazaları müzelerin sınırlarını aşıp, tüketiciye yaklaşırken, tam tersi bir gelişme de aynı zamanda gerçekleşiyor. Zira, birçok işletmeci müzelerin içinde kendine yer edinerek, müzelerin sosyal bir mekan olarak faaliyet göstermesine katkıda bulunuyor. Rahmi M. Koç Müzesi yetkilileri, konuyla ilgili olarak buranın sadece müze değil, sosyal bir mekan olarak da faaliyet gösterdiği için ziyaretçilerin bütün gün keyifli vakit geçirmesini sağladığını belirtiyor. Nitekim Rahmi M. Koç Müzesi'nde mağazadan restorana, cafeden pub'a kadar, ziyaretçilere birçok olanak sunulmuş durumda. Müzede, Rahmi M. Koç Müzesi tarafından işletilen Tearoom adlı cafe, yine Koç Topluluğu bünyesindeki ayrı bir işletme tarafından işletilmekte olan ve Akdeniz mutfağı menüsü ile hizmet veren Halat Restaurant, Fransız mutfağı ile hizmet veren Cafe du Levant, İngiliz pub'ı Barbarossa, müze ziyaretçilerinin müzede geçirdikleri zamanı mümkün olduğunca uzatmak üzere hizmet veriyor. DÖSİM Merkez Müdürü Altıntaç bu konuyla ilgili olarak, "Müzeler psikoterapi merkezi gibi bir yer. Mağazalarımızdaki el işi ürünlerin de ayrıca insanları dinlendiren bir yapısı var. Geleneksel olması, insanların ruhunu ürünlere yansıtmış olması, insanlara pozitif enerji veriyor. Ziyaretçilerimiz bu nedenle mağazalarımızda ve cafe'mizde vakit geçirmeyi seviyor" diyor. Ziyaretçilerin yüzde 10'unu çekiyor Altıntaç'ın verdiği bilgilere göre, müzeleri ziyaret edenlerin yüzde 10'u mağazaya uğruyor. Bu çok yüksek bir rakam olmamakla birlikte, bu alandaki değişimin fark edilmesiyle potansiyel vadeden bir oran. Geçen yıl Türkiye'de 18 milyon kişinin müze ziyareti yaptığı belirtiliyor. Bunun yaklaşık 9 milyonu yabancı ziyaretçi. Özellikle halk günlerinde, yani girişlerin ücretsiz olduğu günlerde müzelerin ziyaretçi oranı, oldukça artış gösteriyor. Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzesi olan Topkapı Sarayı'nın 2006 yılında 2 milyon civarında ziyaretçisinin olduğu belirtiliyor. Açılan özel müzeler ve müze içi aktivitelerin daha da gelişmesi, müzelere olan ilginin daha da artması, herkes gibi bizim de temennimiz. İstanbul Modern tasarımcılarla çalışıyor İstanbul Modern Sanat Müzesi tarafından işletilen MoMa mağazaları, günde yaklaşık 2 bine yakın müze ziyaretçisini çekiyor. Kanyon mağazasını günde yaklaşık 300 kişi, müze mağazasını ise bin 500 kişinin ziyaret ettiğini söyleyen İstanbul Modern Mağazalar Koordinatörü Tasarımcı Bige Irmak, talepten memnun olduklarını, bununla birlikte müze mağazacılığının yaygınlaşması ile oranın daha artmasını beklediklerini belirtiyor. Irmak, MoMa mağazalarının genel konsepti ile ilgili olarak şu bilgileri veriyor: "Müze mağazacılığı, müzelerin artmasıyla birlikte yavaş yavaş adımlarını atmaya başladı. Örneklerini dünyada çok gördüğümüz müze mağazalarının gelmiş olduğu noktayla ülkemizdeki durumu arasında büyük uçurumlar var. Ama bu işin farkına varılmasını da büyük bir adım olarak nitelendiriyorum. Önemli olan, ürün çeşitliliğinden çok, kalitesi ve modern müzenin konseptine uygun işler çıkarılmasıdır. Önümüzdeki en önemli örnek MoMA concept mağazaları. Bu mağazalara baktığınızda, geniş ürün yelpazesi ve kalitenin yanı sıra çalıştıkları tasarımcıların müzeyle bağdaşan ürünlerine yer verildiğini görürsünüz. Moma mağazaları şu anda müzeden daha çok konuşuluyor. Biz de İstanbul Modern Sanat Müzesi olarak, bir müze mağazasında olmazsa olmazları düşünüp, bir yandan yeni tasarımlar yaparken, öte yandan da Ela Cindoruk, Burcu Büyükünal, Bahar Korçan ve Şeyda Aksu gibi genç tasarımcılarla, müze için özel tasarımlar yapıyoruz. Bununla birlikte çok önem verdiğimiz bir başka konu da çocuklara sanatı ve sanatçıyı tanıtmak için yaptığımız etkinlikler ve ürünler. Bu konuda da çok duyarlıyız. Çok yakında ürün yelpazemizle, yurt dışındakileri aratmayacak duruma geleceğimizi umut ediyorum." Borsa, ‘özellikli mekanları' tercih ediyor Borsa Restoranları, İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Atatürk Kültür Merkezi gibi, "özellikli" mekanları tercih etmesiyle dikkat çekiyor. 2004 sonundan beri İstanbul Modern'de de faaliyet gösteren Borsa, çok yakında İstanbul Kandilli'deki Adile Sultan Sarayı'nda da bir şube açacak. Borsa Restoranları'nın İstanbul Modern'deki şubesinin işletme müdürlüğünü, aynı zamanda Borsa Restoranları'nın sahibi Rasim Özkanca'nın kızı olan Bahar Özkanca yapıyor. Son derece keyifli bir mekanda bulunan bu restoranla ilgili olarak, hafta içi ortalama günde 250, hafta sonu ise 550 civarında müşteri ağırladıklarını söyleyen Özkanca, İstanbul Modern'de yer almaya nasıl karar verdiklerini şöyle özetliyor: "Dünyanın her yerinde müze restoranları şehrin en prestijli yerleri. Bizler de böyle bir teklif aldığımızda sanata vermiş olduğumuz değerden dolayı Avrupa standartlarında bir müzede yer almayı kabul ettik. Türkiye'de bu alana verilen değer artıkça sektörün de gelişeceğine inanıyorum." Anadolu'yu karış karış gezdiler DÖSİM Genel Müdürü Enver Altıntaç, bu yıl DÖSİM yetkililerinin Anadolu'yu karış karış dolaştığını söylüyor. El sanatları bölümüyle ilgili olan arkadaşlarımız Anadolu'ya dağıldılar, Tokat'tan Gaziantep'e kadar, Gaziantep'ten Kaz Dağları'na kadar geniş bir coğrafyayı taradılar yaz boyunca. Hangi köyde, hangi ürün üretildiğini buldular. Çünkü bu el sanatı üreticilerinin çok büyük bir kısmı yerel kalmış; ayrıca bir çoğu da yaşlanmış durumda. Bizim arkadaşlarımız bunları teker teker tespit etti. Alımlar yaptığımızı, kendilerini desteklediğimizi, el sanatlarımızı ayakta tutmaya çalıştığımızı anlattılar. Bunun sonucunda 400 yeni usta kazandık. DÖSİM EL SANATLARINI YAŞATMAYA ÇALIŞIYOR Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müze ve ören yerlerinin mağazalarını kısa adı DÖSİM olan Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü yapıyor. Müze ve ören yerleri, güzel sanatlar galerileri içindeki mağazalar ile 75 tane kitap ve el sanatları mağazanın işletmesini yapan kuruluş, 1979 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Geçen yıl bu alanda atılım içerisine giren DÖSİM, şu anda önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Ürünlerin tüketiciye daha yakın olması, mağazaların ulaşılabilirliği, DÖSİM için çok önemli. "Tüketiciye daha yakın, günlük hayatta kullanabilecekleri ürünleri bulundurmaya gayret ediliyor" diyen DÖSİM Merkez Müdürü Enver Altıntaç, ayrıca ürün fiyatlarını da daha makul seviyeye çektiklerini belirtiyor. Anadolu'daki üreticilerden, ustalardan alım yapan DÖSİM, Türkiye genelinde 3 bin 500 civarı usta ile çalışıyor. Yılda iki kere alım yapan kuruluş, aynı zamanda el sanatlarının daha da geliştirilmesi ve tüketicinin günlük hayatında daha rahat kullanabileceği ürünler üretilmesi için üreticilerine tavsiyelerde bulunuyor. Kuruluş bunların yanı sıra tasarım konusunda açtığı yarışmalarla, bu konuda teşvik edici rol de üstleniyor. Bu yıl, ilk defa tüm ürünlerin yer aldığı bir el sanatları kataloğu hazırladıklarını ifade eden Altıntaç ile DÖSİM'deki değişimi konuştuk: KOBİ Girişim: Katalog hazırlama fikri nasıl doğdu? Altıntaç: Bizim ürünlerimiz geleneksel Türk el sanatlarını yansıtan ürünler. Değişik yurt dışı etkinliklerine gittiğimizde bize hemen katalog soruyorlar. Bunun eksikliğini çok hissettik ve bir katalog hazırlamaya karar verdik. Son derece geniş olan bu kataloğun daha gelişmiş halini bu yıl İngilizce olarak yayınlayacağız. DÖSİM mağazalarında kaç çeşit ürün satılıyor? Altıntaç: 20 bin çeşit. Bu ürünleri kaç tedarikçiden temin ediyorsunuz? Altıntaç: Türkiye genelinde yaklaşık 3 bin 500 civarında ustadan satın alıyoruz. Buradaki tedarik sistemi nasıl işliyor? Altıntaç: Anadolu'nun herhangi bir yerindeki el sanatı ustası kendi üretimini yapıyor, çeşitli yerlerde ürünlerini satıyor. Bu arada bize de müracaat ediyor, biz o ürünlerin numuneleriyle beraber müracaatlarını alıyoruz. Ve üniversite öğretim üyelerinden, uzmanlardan oluşan beş kişilik bir heyetimizin uygun gördüğü ürünleri, mağazalarımızda satışa sunuyoruz. Ne tür ürünler bunlar? Altıntaç: Ahşap ürünler, deri ürünleri, tekstil ürünleri, cam, seramik gibi aklınıza gelebilecek geleneksel Türk el sanatı ürünlerinin tamamını alıyoruz. Bunları alırken, el ürünü olup olmadığı hocalarımız tarafından tespit ediliyor. Ayrıca verilen fiyat teklifinin, o ürün için uygun olup olmadığına da bu heyet karar veriyor. Bu sayede mağazalarımızda satılan ürünlere bir standart geliyor. Yani mağazalarımızdaki tüm ürünler, el yapımı. Bunu gelen müşteri de biliyor. DÖSİM, bu konuda artık bir marka haline gelmiş durumda. Bu yıl kaç çeşit ürün için müracaat oldu? Altıntaç: Bu yıl 500 usta tarafından, 14 bin ürün çeşidi için müracaat geldi. Kurulumuz 24 Aralık'tan beri değerlendirme çalışmaları yapıyor. Yılda kaç kere alım yapıyorsunuz? Altıntaç: Yılda bir veya iki kere. Değerlendirme ve işlemler birkaç hafta sürer, ondan sonra ürün siparişlerimizi vermeye başlarız. 2007'de ne kadarlık ürün alacağınız belli mi? Altıntaç: Bu kurulumuzun değerlendirmesine bağlı. Rakamlar henüz ortaya çıkmadı, çıktıktan sonra karar vereceğiz. Bu arada mağazalarımızın ürün çeşidini mümkün olduğunca artırmaya çalışıyoruz. DÖSİM'de son dönemlerdeki değişim, ürünlere nasıl yansıdı? Altıntaç: Ürünlerimiz artık tüketicinin günlük hayatta daha çok kullanabilecekleri ürünler haline geldi. Bu konuda üreticilerimizi tavsiyelerimizle yönlendiriyoruz. Örneğin, günümüzde keçe, günlük hayatta çok kullanılan bir ürün değil. Eskiden kullanılırdı. Ama bugün de keçeciliğin ölmemesi, ayakta kalması lazım. Bunun için de günümüze uyarlanması lazım. Mesela biz üreticiye keçeden yelek, bardak altı, pano gibi ürünler yapmasını tavsiye ediyoruz. Böylece ürün, fonksiyonellik kazanıyor ve tüketici tarafından daha satın alınabilir hale geliyor. Semer üreticiliği de aynı şekilde. Semer üreticiliği bir sanattır aslında, semeri süslerler, nakış işlerler. Ama bugün artık semer, ne kadar kullanılıyor ki? Biz ustaya semeri masa üstü kalemlik şeklinde yapmasını söylüyoruz ki, ürün satılsın. Yani el sanatlarını kullanarak yaşatmayı, yaşatarak da kullandırmayı amaçlıyoruz. Bu arada tasarım yarışması da düzenliyorsunuz. Başvurular nasıl? Altıntaç: Evet, bu yıl dördüncüsünü düzenledik. İlk üç yarışmada 180-200 civarında müracaat olurken, bu dördüncü yarışmamızda 2 binin üzerinde ürün geldi. Yarışmada ödüle layık görülenlere toplam 440 bin YTL ödül dağıttık ki, bu teşvik etmesi açısından oldukça iyi bir rakam. Cironuzda nasıl bir değişim var? Altıntaç: Totalde ciromuzu ikiye katladık. 2004 yılında İstanbul'daki mağazalarımızın tamamında 750 bin YTL'ye ulaşıyorduk. 2005'te bu rakam ürün çeşitliliğinin artması, alımlarda daha hesaplı davranmamız gibi nedenlerle arttı. 2005 yılında ciromuzu İstanbul mağazalarında 2 milyon 200 bin YTL'ye çıkardık. 2006 sonu itibariyle de 3 milyon YTL ciroya ulaştık. Fiyatları düşürmenizin satışlara etkisi oldu mu? Altıntaç: Tabi oldu. DÖSİM ürünleri, fiyat açısından eskiden herkesin alabileceği ürünler değildi. Fiyatları düşürünce, müşteri sayımız arttı ve sürümden kazanır hale geldik. Öncekine göre fiyatlar ne kadar fark etti? Altıntaç: Bundan 3-4 yıl önce, 2000-2001 yıllarında 10 milyon liraya üreticiden alınan bir objeyi, aynı kalitede aynı kişiden 2005 yılında 3.5 milyon liraya aldık. Bunu nasıl yaptınız? Altıntaç: Üreticiyi desteklemek bizim felsefemiz. Ama üreticiyi destekleyelim derken de Hazine'nin bize verdiği döner sermayeyi de en iyi şekilde kullanmamız lazım. Ürünün alış fiyatını düşük tuttuğumuz zaman, ki bu halde de üretici kazanıyor, çünkü daha çok alış yapıyoruz, 15 YTL'ye satacağımız ürünü 5-6 YTL'ye satıyoruz. Dolayısıyla biz o üründen ayda 10 tane satacağımıza 100 tane satıyoruz, üreticiden de aynı oranda ürün satın alıyoruz. En çok satış yapan DÖSİM mağazası hangisi? Altıntaç: Sultanahmet'teki halı mağazamız. Ayrıca Bahçekapı mağazamız da yüksek hacimli bir mağaza. Mağaza sayısını artırmayı düşünüyor musunuz? Çarşı mağazaları açacak mısınız? Altıntaç: Büyük iş merkezlerinde kiralar oldukça yüksek. Bu nedenle oralara pek girmiyoruz. Ama mümkün olduğu kadar mağazalarımızı merkezi, işlek bölgelerde açmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca bu yıl mağazalarımızda otomasyon sistemi de kuruyoruz. Müzelere gelenlerin yüzde kaçı alışveriş yapıyor? Altıntaç: Müzelere gelen özellikle yabancı misafirler, bizim ilgi alanımıza giriyor. Yabancılar da biliyorsunuz genellikle tur operatörleriyle geliyorlar. Turların da vakitleri oldukça sınırlı. Dolayısıyla müze ziyaretçilerinin ancak yüzde 10'u bize uğrayabiliyor. Müzeyi gezip, hemen başka bir yere gidiyorlar. Peki siz tur operatörleriyle anlaşmayı düşünmüyor musunuz? Altıntaç: Evet görüşüyoruz. Ancak dediğim gibi zaman dar. Turist beş gün için gelmiş Türkiye'ye ve o beş gün içinde hem müze gezmek, hem ören yeri görmek istiyor. Hal böyle olunca alışverişe çok az zaman kalıyor, dolayısıyla gelen yabancıların büyük bir kısmı mağazalarımıza uğrayamamış oluyorlar. Biz de buna karşın daha fazlasını yapmaya çalışıyoruz, elimizden geldiği kadar. Şirketlerle promosyon çalışmaları yapmayı düşünmüyor musunuz? Ürünler çok uygun. Altıntaç: Güzel bir noktaya temas ettiniz. Böyle bir çalışmamız olacak. Bu sene geç kaldık yılbaşına kataloğumuz yetişmedi. Bununla birlikte şu anda Türkiye'de hediye ve promosyon ürünleri alanında faaliyet gösteren aşağı yukarı bin şirketi araştırıyoruz. O şirketlere bu konuyla ilgili olarak birer mektup eşliğinde kataloglarımızı gönderiyoruz. Birçok iş sahibi insanla görüştüğümüzde en büyük sıkıntılarının bize ulaşamamak olduğunu gördük. Aslında onlar da istiyor. Örneğin yurt dışındaki iş ortaklarına Türkiye'yi tanıtan, buraya özgü ürünler göndermek istiyorlar. Bu yıldan itibaren bu konuda şirketlere ürünlerimizi vereceğiz.
Bu kadar ürünü bir arada görebilecekleri başka bir katalog da yok zaten. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
