Parolamı unuttum Hesabınız yok mu? Kaydolun
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ana Sayfa arrow Aile Şirketleri arrow Sıfırdan Dev Banka Yarattı
Sıfırdan Dev Banka Yarattı Yazdır E-posta
Yazar: Rauf Ateş   
Pazartesi, 11 Haziran 2007
Hüsnü Özyeğin, 12 yıl önce hayatının kararını verdi. Bu nedenle Yapı ve Kredi Bankası Genel Müdürlüğü'nden ayrıldı. Hedefi, kendi işini kurmaktı. 17 ortak ve 8 milyon dolar sermaye bulup, Finansbank'ı kurdu. Sadece 24 personeli, bir handa iki katlık ofisi vardı. Ancak, finans sektörünün geleceğine inanıyordu.

Bir grup arkadaşıyla başladığı bu büyük mücadele, onu başarıya ulaştırdı. Sadece bankayla yola çıkmışlardı, şimdi şirket sayısı 25'e ulaştı. Sigorta, leasing, factoring, yurtdışı bankalar, ortaklıklar derken, perakendecilik geldi. Hüsnü Özyeğin, grubun iki alanda sinerji yaratarak büyüyeceğini belirtiyor ve "Perakendecilikte büyük iş var" diyor.

 

Türkiye'de profesyonel yöneticilikten patronluğa geçiş yapıp ardından da hızla yükselenlerin sayısı fazla değildir. Finans sektöründe ise bu tanımlamaya uyan birkaç işadamı var. Hüsnü Özyeğin de işte bu işadamlarından biri. Her ne kadar kendisini "hala üst düzey yöneticiyim" diye tanımlasa da, başta Finansbank olmak üzere, çok sayıda şirketi bünyesinde bulunduran Fiba Holding'in sahibi.

Hüsnü Özyeğin, 1987 yılında kendi işini kurmaya karar verdiğinde Yapı ve Kredi Bankası'nın genel müdürlüğünü yürütüyordu. Görevinden ayrılıp, 17 ortak ve 8 miyon dolar sermaye ile Finansbank'ı kurdu. O dönemde ortakları arasında Eska, Teser, Koray İnşaat ve Aydın Bolak vardı.

İşe başladıklarında bir hanın iki katını kullanıyorlardı ve sadece 24 çalışanı vardı. Aradan geçen 12 yıla ise müthiş bir performans, Türkiye'nin önde gelen gruplarından birini sığdırdı.

Hüsnü Özyeğin'in sahip olduğu grubun bünyesinde Finansbank'ın yanı sıra, leasing, factoring, sigorta, aracı kurum, yatırım ortaklığı şirketleri de bulunuyor. Ayrıca, yurt dışında 3 bankası var. Dördüncü bankanın da hissedarı konumunda.

"Baktık ki, herkes bizim işimize, finansa giriyor, biz de oların iyine girmeye karar verdik" diyen Özyeğin perakendecilik tercihinin nedenini de bu sözlerle açıklıyor. Önce Gima'yı alan ardından da Marks&Spencer'ı bünyesine katan Özyeğin büyüme stratejisine perakendeciliği de dahil etti. Üstelik bu alanda büyük potansiyel olduğunu da düşünüyor.

"Vaktimin yarısını finans, yarısını perakende şirketlerine ayırıyorum" diyen Hüsnü Özyeğin, Capital'e, bu 12 yıllık süreci ve yarına yönelik planlarını anlattı.

  • Finansbank'ı kurana kadar profesyonel yöneticiydiniz ve patronluğa geçiş yaptınız. Finansta geliştikten sonra perakendeciliği de girdiniz. Aradan tam 12 yıl geçti. Bu 12 yılı şimdi nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğü'nden ayrılmadan önce bir banka kurmaya karar vermiştim. Ve de Türkiye'de Citibank benzeri, 3 - 4 şubeli, kurumsal ve yatırım bankacılığı yapan bir banka kurmayı düşünmüştüm.

Türkiye'de daha sıfırdan kurulup da yatırım bankacılığı yapan başka banka yoktur. Bunu ben başlattım.

Hiç unutmuyorum, daha 5 - 6 aylık banka iken Teletaş halka açılmıştı, onun sendikasyonuna gitmiştik. Kurumsal ve yatırım bankacılığında öyle pozisyonlarla başlamıştık. Tabi, kurduğum zaman, Finansbank'ın bugünkü noktaya gelebileceğini hayal bile etmemiştim.

  • 3 - 4 şubeli bir banka mı vardı?
  • Evet, öyleydi. Ve tabii kadromu da başlangıçta öyle kurmuştum. Fakat, geçmişe döndüğüm zaman, enteresan bir karar aldım: Bankacılık tecrübesi az olan kişilerle başladım Finansbank'ta.

Şu anda grupta en yüksek üst düzey yönetici olan Ömer Aras, aslında doktorası olan, Amerika'da hocalık yapmış, Citibank'ta 3 - 3,5 yıllık bankacılığı olan bir kişiydi.

İlk genel müdür ben idim. Ekim 1987'den Temmuz 1989'a kadar genel müdürlüğü ben yaptım. Ardından Ömer Aras genel müdürlüğe geldi. Kadrosunu da o kurdu. Çoğunluğunu Citibank'tan aldı.

  • Başladığınız kadronun önemli bir bölümünü halen muhafaza ediyorsunuz.
  • Bizim 80 bankada olmayan bir özelliğimiz daha var. Bu bankada 12 yıl önce başlayan genel müdür - ki O benim - ve benden sonra dördüncü müdür Onur Bey, hepimiz bu bankada sıfır noktasından başladık ve hepimiz bankada beraberiz. Grup geliştiği için herkesin yeni sorumlulukları var.

Şimdi, Onur Bey genel müdür oldu. Fevzi Bey yurt dışı bankalardan sorumlu murahhas aza oldu. Ömer Bey, holding işyerine bakıyor, idare meclisi başkan vekili oldu.

  • Finanstaki büyüme ne kadar devam edecek? Önümüzdeki 10 - 12 yıllık dönemde Finansbank yine hayal edemeyeceğiniz bir noktaya mı gelecek?
  • Şu andaki tahminim öyle. Çünkü hepimiz enerjimizi muhafaza ediyoruz. Birde istikrar içinde gelişen yönetimle potansiyelimiz çok arttı. Arkadan gelen elemanlar var.
  • Finansbank nasıl bir banka olacak?
  • Ben Yapı Kredi'de iken, Yapı Kredi bireysel bankacılığa başladı. Ayrılmadan 8 ay önce, Citibank'tan bir yönetici aldım. Bireysel bankacılığı kurmak için Türkiye'ye gelen Bill Donjones adlı bir yöneticiydi. Citibank 1986'da Türkiye'de bireysel bankacılığa girmek istiyordu. Fakat, Latin Amerika'dan çok zarar etti ve Bill Donjones'ı Atina'ya geri çektiler.

Ben de, "Sen Atina'ya gitme. Yapı Kredi Bankası'nı Türkiye'nin ilk bireysel bankacılığa giren bankası yapmak istiyorum" dedim. Amerika'ya gittik, temaslar yaptık. Ve Bill Donjones de Yapı Kredi'ye çok şey kattı. Çünkü, bütün Citibank'ın planlarını getirdi. İlk ATM'leri getirmeye başladık.

Türk bankacılığında o senelerde müşteriler para yatırıyorlar ama müşteriye, bireye hiçbir şey vermiyordu. Ne kredi kartı, ne kredi ihtiyacı olduğunda para çekebiliyordu. Tek taraflı bir ilişkiydi.

Ama Finansbank'ı kururken, açıkçası, bireysel bankacılığı hiç düşünmemiştim. Çünkü, bireysel bankacılık, geniş bir sermaye isteyen bir alan.

Finansbank'ı 8 milyon dolarlık sermaye ile kurduk. 8 milyon dolar sermayenin 3.5 milyon dolarını da 17 ortak koydu.

  • Ortaklardan biri de ESKA idi.
  • Evet, bir yol sonra çıktı, yüzde 15 payı vardı, yüzde 50 primli aldılar. Ayduk Koray, Aydın Bolak, Ali Mansur ve Tekser vardı. Huç kimseye de yüzde 2'den fazla hisse satmadım. Yine, Yapı Kredi modeli.

Zaten o sermaye yapısıyla bireysel Ankacılığa girmek mümkün değildi. Ben de 13 yıl bankacılığın tepe noktalarında bulunmama rağmen, bir bankacı olarak işe çok konservatif başladım. İnönü Caddesi'nde, bir binanın altıncı ve yedinci katını kiraladım.

O dönemde Aydın Doğan Bey, bana büyük bir jest yaptı ve "Doğan Holding'i 9 ay sonra buraya taşıyacağız, senden de kira almayacağım" dedi. Biz de bedavaya oturduk. Sonra biraz daha geliştik ve bir kat daha rica ettik. Sora kira sözleşmesi yapmak zorunda kaldık, elektrik, su, telefon bağlatmak için. Aydın Bey'in böyle bir jesti olmuştu.

Tabii ki bir insan işe başlarken, banka da olsa, 8 milyon dolarlık sermayeyi de bir araya getirseniz, ürkek başlıyorsunuz. Çok az masrafla ve 24 kişiyle başladık.

  • Strateji değişikliğine gidildi ve 1995'ten itibaren bireysel bankacılığa girdiniz. Neden bireysel bankacılık?
  • 1994 krizinde büyük bankalar maalesef, isim söylemek istemiyorum ama küçük bankalara sırt çevirdiler. Sanki bizler, ayrı ülkelerin bankalarıyız gibi. Bu durumun krizin derinleşmesine de çok katkısı oldu.

Biz, Türkiye'de mevduat toplama yetkisi olup da, kurulduğundan itibaren 7.5 yılda mevduat toplamayan tek bankayız. Herhalde ileride de öyle olacağım. Bankada bir tek personelimizin mevduatı vardı. Kurumsal, yatırım bankacılığı yapıyorduk. TL mevduatı yoktu, döviz mevduatı için de hesap cüzdanları 7 yıl sonra yapıldı.

  • Ya bugünden sonra ne olacak Finansbank?
  • Bir kere bizim sektörümüzde ve ülkemizde 10 yıl sonrasını görmek mümkün değil. Dolayısıyla, "Biz 10 yıl sonra burada olacağız" demek mümkün değil. Çünkü, Türkiye çok hızlı gelişen bir ülke ve teknolojiye çok süratli bir şekilde uyum sağlıyor. Eskiden bankacılık sektöründe 5 yıl sonra bunu yapacağım diyebiliyordunuz. Şimdi öyle değil. Teknoloji öyle gelişiyor ki, bu teknolojiye adapte olan, ayak uyduran bankalar, bireysel bankacılıkta oyuncu olarak kalmaya devam edecekler.

Önümüzdeki 5 yılda şube sayısı gittikçe daha az önem kazanacak. Çünkü, şube çok pahalı bir dağıtım kanalı. Şube dışında, ATM, çağrı merkezleri, internet gelişecek. Bu, tabii Türkiye'de bankaların sıralamasını da değiştirecek.

Geçmişe baktığımızda, 1983 yılında, Türkiye'de ilk 4 büyük banka, bankacılığın yüzde 74'üne hakimdi; İş, Ziraat, Akbank ve Yapı Kredi. Şu anda bu dört banka, sistemin yüzde 35'in altında rakamlara hakim.

Bankaların birbirlerini satın almadığı, birleşmediği bir ortamda, dünya bankacılığında 15 yılda ender rastlanan bir gelişme. Yani, Türkiye'de büyük bankalar çok hızlı bir şekilde küçülüyorlar.

  • Şube açmaya devam edecek misiniz?
  • Türkiye'de bireysel bankacılık yaptığınız zaman 100 şubeye ulaşmanız lazım. Biz de bu sene 105 şube olmayı planlıyoruz.
  • Peki 105 şubede kalacak mısınız, yoksa büyümeye devam mı edeceksiniz?
  • Bu 105 şube bizim için dönüm noktası olacak. Durup bakacağız tabi. Bir de Türkiye'de şubeden şubeye farklılaşma olmaya başladı. Eskiden bir sürü şube vardı ve bu şubelerde her iş yapılırdı. Şubeler ikiye ayrılırdı, kambiyolu ve kambiyosuz şubeler.

Şimdi ise karma şubeler, kurumsal şubeler, bireysel şubeler, mağaza şubeleri ve nakit tahsil eden, "cash point" dediğimiz şubeler olmaya başladı.

Biz de bunları değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, yeni açacağımız şubelerin önemli bir kısmı kurumsal şube olmayacak. Bireysel ve "cash point" şubeler olacak diye planlıyoruz.

  • Perakende sektörüne Gima ve Mark&Spencer ile girdiniz. Bu kuruluşlarda mağaza içi bankacılık başlayacak mı? İnternet bankacılığı, çağrı merkezi kuracak mısınız?
  • Bizim için bu yıl önemli. Çünkü, bireysel bankacılıktaki altyapı çalışmalarına başladık. Hangi projeleri de yapacağımızı değerlendiriyoruz. Burada şansımız var. Çünkü, bu projeleri birtakım bankalardan 6 ay, 1 sene sonra yapmaya başladık. Dolayısıyla bunların pazardaki yerlerini de ölçümlüyoruz. Bunlara ilk başlamak riskli oluyor. İlk başlayanlar teknolojiyi doğru seçemiyorlar.

Bu işlerde 25'inci olmayacaksınız ama 5 - 6'ıncı olursanız, diğer deneyimlerden faydalanmış olursunuz. Bir kere biz, hiçbir şeyi sırf yapmış olmak, diğer bankalar yaptığı için yapmayacağız.

  • Peki Gima'da ne yapmayı planlıyorsunuz?
  • Gima, son iki yılda Türkiye'de en hızlı gelişen perakende şirketi. Dolayısıyla, ileriye dönük de bu konuda çok potansiyel var. İspanya'da 260 "shopping center" ve hipermarket olduğunu düşünürseniz, Türkiye'nin hangi noktada olduğu daha iyi anlaşılır.

Gima da bu sektörde önemli bir görev üstlenmiş durumda. Türkiye'de Gima, zincir olarak bu marketleri açmadan önce ulusal bazda sektörde bir rekabet yoktu. Dolayısıyla tüketiciye çok önemli bir alternatif oluşturmuş oldu.

  • Sektörde potansiyel var, ancak rekabet de çok büyük. Sizin dayanağınız, piyasadan alınan payın küçük olması mı?
  • Bu sektörde büyümenin yavaşlaması için asgari 6 - 7 yıl geçmesi lazım. Baktığınız zaman, bu sektörün yavaşladığı yerler, örneğin Fransa'da artık yüzde 2 büyüyor. Gıda perakendeciliği Türkiye'de her yıl yüzde 10'un üzerinde büyüyor. Bu sektör 6 - 7 yıl daha hızlı büyümeye devam edecek. Yeni rakipler gelse de.
  • Gima için yabancı ortaklık düşünüyor musunuz?
  • Şu anda yabancı ortaklık düşünmüyoruz. Ama yabancı bir ortakla işbirliği düşünebiliriz.
  • Gima'da büyüme nasıl olacak? Migros'un Şok'ları gibi Stop'lar açıyorsunuz.
  • Dünyada hangi ülkeye bakarsanız bakın, bu işlere giren kişilerin değişik formatlarda çalıştığını görürsünüz. Bu işler Fransa, Amerika, Almanya, İspanya'da nasıl yapılıyorsa, biz de aynısını yapmak durumundayız. Çünkü, Türkiye'deki gelişmeler aynı olacak.
  • Gima'nın mağaza sayısıyla ilgili ne gibi planlarınız var?
  • Bizim şu andaki politikamız, verimli olacağına inandığımız lokasyon bulabilirsek, o kadar mağaza açıyoruz. Dolayısıyla bu bizim organizasyonumuzun ulaşabildiği adetle sınırlı.
  • Migros'un karşısına veya yakınına Gima açılıyor. Rakip olarak Migros'u mu seçtiniz?
  • Biz Migros'un karşısında sadece Antakya'da mağaza açtık. Migros Yalıkavak ve Didim'de bizim karşımızda, yanımızda. Sadece bir yerde Migros'un karşısındayız. Başka hiçbir yerde Migros'un karşısında mağaza açmadık.

Burger King ile McDonalds aynı şeyi yapıyor. Levi's ile Lee de aynı şeyi yapıyor. Ama özellikle Migros'un olduğu yerlere gitmeye çalışmıyoruz.

Son bir yıl içinde en çok mağazayı Karadeniz'de açtık ki, Migros yok Karadeniz'de. Dolayısıyla bizim gittiğimiz bazı yerlerde Migros hiç yok. Biz yer bulduğumuz yerlere gidiyoruz. Çünkü, mağaza açmak kolay değil. Stratejik noktalar seçiyoruz.

  • Ekonomide daralmanın olduğu bir ortamda siz sürekli yeni mağazalar açıyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
  • Önce şunu söyleyeyim, Gima'nın rakamları her geçen gün daha iyiye gidiyor. Her işin belli bir büyüklüğe, ciroya ulaşması önemli. Yaygın bir süpermarket zincirinde merkezi ofis, ana depo masrafları, belirli bir ciroya ulaştığınız zaman sürekli aşağıya iniyor.

Ben Gima'yı aldığımdan beri Gima sürekli olarak zarar ediyor. Bir tek yaptığı kâr, Tansaş alım-satım kârıdır. Aynı zamanda müthiş yatırım yapıyor.

Gima daha önce de kâra geçebilirdi. Fakat, tabi rasyolar her geçen gün iyiye gidiyor. Gima'nın üçer aylık bilançosuna baktığınız zaman genel masrafların ciroya göre azaldığını, ikincibi, Gima'nın nakit yaratmaya başladığını göreceksiniz.

  • Yatırımlar nedeniyle bir müddet daha zarar edilecek galiba.
  • Gima'nın yakın bir zamanda kâra geçeceğine inanıyoruz. Planlarımız böyle.
  • Finans ve perakende sektöründesiniz. Bu iki grup nasıl bir yön izleyecek?
  • Finansbank, 12 yıllık bir banka. Belli bir olgunluğa ulaşmış durumda. Ama Gima'da her ne kadar yaşı 45'de olsa, daha yeni koşmaya başladı. Dolayısıyla Gima'nın büyüme oranları, Finansbank'tan daha yüksek olacak. Zaten son 2 yıldır öyle cereyan etti.
  • Gima yurt dışında olacak mı?
  • Evet, 12 Eylül'de Bükreş'te shopping center ve Gima açılacak. İlk dış ayak orası olacak. Aynı zamanda Bükreş'in ilk shopping center'ı olacak.

 
< Önceki   Sonraki >

Arama