Unutulmaz Girişimciler
Özilhan Ailesi Nasıl Başardı? | Özilhan Ailesi Nasıl Başardı? |
|
|
| Yazar: Rauf Ateş | |
| Pazartesi, 11 Haziran 2007 | |
|
Türk ekonomisi bitmeyen dönemsel kriz nöbetlerinden birini daha yaşıyor. 1980 sonrası yaşanan kriz, birçok holdingin batmasına ve küçülmesine neden oldu. O dönemde başarılı bir anti - kriz politikası izleyen Anadolu Endüstri Holding, önce küçüldü, sonra hızla büyüdü. Bu başarının sahibi Tuncay Özilhan, işadamlarına çok önemli önerilerde bulunuyor.
Türkiye'nin 1940'lı yılları. Ülke, savaşın sıkıntılarını yaşıyor. O henüz 12 - 13 yaşlarında. Kayseri'de babasının bakkaliyesinde çıraklık yapıyor. Kemaliye, Erzurum ve Erzincan demiryollarının yapıldığı bir dönem. Güzergahta ise, yüzlerce işçi çalışıyor. İzzet'in kafası ticarete yatkın. "Bu işçilerin bakkaliye ihtiyaçlarını karşılayabilirim" diyor. Gecikmeden de yaşama geçiriyor. Babasının gönderdiği erzakları işçilere satıyor. Bu, onun ticaret yaşamındaki ilk tecrübesi. Birikimi ile ver elini İstanbul. Mısır Çarşı'sında bir hırdavatçı dükkanı ile ticaret yaşamına devam ediyor. O sıralar Kamil Yazıcı İstanbul'da asker. Ailesi, Niğde Aksaray'da toptancı. Kamil Yazıcı ile İzzet Özilhan, İstanbul'da tanışıyor, arkasından arkadaşlıkları, iş ortamlığına dönüşüyor. Yeni Sivas Emniyet Komandit Şirketi'ni satın alıp, ithalata başlıyorlar. Önce Çekoslovakya'dan boncuk, Polonya'dan porselen getiriyorlar. Çekoslovakya'ya gidip gelirken, Skoda tesislerini geziyorlar. Bu arada bir miktar sermaye de oluşmuş durumda. Skoda'nın temsilciliğini alarak, otomotiv sektörüne ilk adımı atıyorlar. 1960'larda yıllık otomobil satışları bine ulaşıyor. Böylece ikinci sermaye birikimini de Skoda ile elde ediyorlar. O sıralar ilk kez montaj kararnamesi çıkıyor ve hafif sanayileşme dönemi başlıyor. O gün metrekaresi 25 kuruştan Kartal'da 170 dönümlük arazi satın alınıyor. Bu, 1993 itibariyle 5 trilyon liralık ciro gerçekleştiren sanayi grubunun temelini de oluşturuyor. AEH'in sanayi tecrübesi, Skoda ve Jawa motosiklet montajı ile burada başlıyor. Bugün İcra Komitesi Başkanı olan Tuncay Özilhan, o dönemde lise öğrencisi. Babası İzzet Özilhan'ın yanında yönetim kurulu toplantılarına giriyor. Tuncay Özilhan, o günleri çok iyi hatırlıyor. 1966 yılıydı ve 12 milyon lira kazandık. İyi bir paraydı. Bununla çarkımızı daha kuvvetli çevirmeye başladık ve diğer yatırımlara kaynak sağladık" diyor. Çekoslovakya, Yazıcı ve Özilhan ailelerinin ticari yaşamına damgasını vuran ülke oluyor. Bira yatırımına da, en çok bira tüketilen ülkelerden biri olan Çekoslovakya'da karar veriyorlar. Bu sırada İsmet İnönü'nün girişimiyle bira üretimi, özel sektöre açılıyor. Aynı günlerde iki ortak, Koç Grubu'nun bira yatırımı için Çırpıcı Çayırı'nda aldığı ama daha sonra vazgeçtiği araziyi, bu yatırım için 3.5 milyon liraya satın alıyor. Efes Pilsen'in iki fabrikası ve Adel Kalem'in temeli, aynı gün zamanın başbakanı Süleyman Demirel tarafından atılıyor. Efes Pilsen markalı ilk biralar da 1969 yılında piyasaya sunuluyor. Grup, bu yatırımlarla hızlı bir yükseliş sürecine giriyor. İyi kazanılıyor ve ardı ardına yeni şirketler kuruluyor. Ancak 1980'lerin başına gelindiğinde, işler tersine dönüyor. 1983 sonrasında Özal Hükümeti'nin alkollü içkiler kapsamına alan kararı geliyor. Ararla birlikte, bira satışları bıçak gibi kesiliyor. Üstelik ihracat serbestisi nedeniyle grup bir anda kendini şiddetli krizin içinde buluyor. Bazı şirketlerin hisseleri, 30'dan 20'ye indirilerek, küçülme stratejisi izleniyor. Ancak çok değil iki yıl içinde, izlenen strateji meyvelerini veriyor ve işler rayına oturmaya başlıyor. Bankalarla yapılan anlaşma gereği borçların 1997'de bitirilmesi öngörülmüşken, yaklaşık 100 milyon dolarlık borç daha 1990'da kapatılıyor. Aynı zamanda borçlara karşılık bankalara verilen şirket hisseleri geri alınıyor ve "küçük güzeldir" felsefesi ile yeniden yapılanma süreci başlıyor. Şimdi grup yeniden büyüyor. Ama geçmiş tecrübelerin ışığında, daha sağlam adımlarla. Yeni yatırım ve ortaklık anlaşmaları birbirini izliyor. Bazıları sonuçlandı, bazıları sonuçlanmak üzere. Otomobil ve motosiklette Honda, Adel Kalemcilik'te Alman Faber ortaklıkları var. Ayrıca Coca - Cola üretimi için Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan ve Romanya'da, ABD'li şirketle ortaklık yoluna gidiliyor. Efes Pilsen birasında dördüncü fabrika kuruluyor. Bunları, Heinkein ve Lövenbrau ile iki şirket kurma projesi izleyecek. Üstelik mevcut nakit birikimin nasıl değerlendirileceği yolundaki arayışlar devam ediyor. Bu arada grubun aı da değiştirildi. Anadolu Endüstri Grubu oldu. Kriz döneminde genel koordinatör, bugün İcra Komitesi Başkanı Tuncay Özilhan, oldukça iddialı. "Grubumuz, iki - üç yıl içinde Avrupa'nın ilk 10'u içinde yer alacak. Efes Pilsen'i bir dünya markası yapma hedefimiz var." Özilhan, geçmişi, bugünü ve yarını anlattı:
Hükümetin teşviği ile ihracata yöneldik. Üç - dört gemi alarak, gemicilik sektörüne girdik. Koç'la Maret'te yüzde 50 ortaklık kurduk. Galleria projesine başladık. BMC'yle yüzde 30 ortaklık kurduk. Polinas başladı. Nasaş'la Tetrapak'la bir projemiz vardı. Armasan diye bir şirket ve turizm projeleri. Kısaca oluk gibi açıldığmız bir dönem. Bir anda gelen bira kısıtlamasıyla kanadı kesilmiş kuş misali uçamaz hale geldik.
Şirket sayısını 30'dan 20'ye düşürdük. Maret'teki yüzde 50 hissemizi Koç'a, Nasaş'taki yüzde 34 hissemizi İş Bankası'na, BMC'deki yüzde 30'u da Yapı Kredi'ye verdik. Galleria'dan çekildik. Bazı bankalar gümrükteki mallarımıza bile haciz koydu. Bazıları fabrikadan biraları götürdü. Belki o zaman yeni yeni böyle problemlerle karşılaşıyorlardı. Şimdi birazdaha sabırlı ve dikkatliler. Sonunda çekirdek işlerimize döndük. Sonraki dönemde de büyümeye dönük, ama yayılmadan, temel işlerimizde, üç - dört alanda konsantre olmaya başladık. Adel7in yüzde 60 hissesini İş Bankası'ndan, Anadolu Biracılık'ın yüzde 30'unu Kalkınma Bankası'ndan geri aldık.
Honda ile Türkiye'de motosiklet üretimi için bir işbirliğimiz var. Görüşmelerimiz devam ediyor. Birada, Heinkien ve Lövenbrau ile iki şirket kurma projesi var. Ayrıca Coca Cola ile üç büyük projemiz var. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Romanya'da bira fabrikası kuracağız. Coca Cola ile anlaşma imzaladık. Bunun için 50 milyar sermayeli Efes Yatırım adında bir şirket kurduk. Bu, yurtdışındaki yatırımlarımızı finanse edecek.
Geçmiş tecrübelerimden iş alemine çeşitli tavsiyelerim olabilir: Bir kere ihracat yapan firmaların devalüasyondan dolayı kâr etmeleri mümkün. İhracat yapan sektörlerde gelişme olacak. İhracata ağırlık verilmeli. Ayrıca küçülmek ve yatırımları durdurmak gerekir. Sendika ve işçiyle anlaşarak, onların bundan fazla etkilenmemesini sağlayarak, üretimleri kısmak gerekir. Üretimi kısarken, örneğin, iki ay iş yerinin tatil edilmesi, durgunluk dönemlerinde Japonya'da, Avrupa'da uygulandığı gibi, 2 gün veya 3 gün çalışma uygulanabilir. Böylece hem işletmelerin hem işçinin zarar görmemesi sağlanabilir. Diğer taraftan da işletmelerin buradan bir takım tasarruflar sağlaması mümkün olur. Öncelikle yavaşlamak, gemiyi karaya oturtmadan, şu dönemde dalgalardan emniyetle çıkıp, sakin havaya ulaşmak gerekir. Burada önemli olan, ayakta kalabilmektir. Bir müddet sonra bir takım firmalarda, dönem faizlerini, ana paraları ödeyememek gibi sıkıntılar görülecektir. Bankaların da burada anlayışlı davranarak, bir ödeme planı çerçevesinde, firmaları batırmadan, iyi niyetli olanları destekleyerek, sıkıntılı dönemi atlatmalarında yardımcı olmaları gerekli.
Honda yatırımımızda ise, Honda yüzde 50 ortaklığımızdır, lokomotiftir. Biz ancak arazi alacak, inşaata başlayacak özkaynağa sahibiz. Kesinlikle borçla yatırım düşünmüyoruz. Birikmiş likidite fazlarımız var. Dönemi boş geçirmemeye, borçlanmadan geçirmeye çalışacağız.
Grubumuz, iki - üç yıl içinde Avrupa'nın ilk 10'u içinde yer alacak. Efes Pilsen'i bir dünya markası yapma hedefimiz var.
Tansu Hanım'ı birebir tanımıyorum ama neticede bizim Hondacıları destekledi. Yatırımı yapmaları için her şeyi söyledi. Bunların hepsi önemli, büyük liderler. Aslında grup olarak devletle hiçbir alış - verişimiz olmasın istedik. Fikirle alışverişiniz olur ama politikaya bulaşmadık.
Türkiye az seçim yaşamalı. Liderlerin kavgalarına taraftar değilim. Yine kavga ortamı başlatılıyor. On beş gün ABD'de kaldım, Clinton'ı TV'de ya 3 - 5 dakika gördüm veya görmedim. İnsanlar çok az politize olmalı.
ÖZİLHAN'DAN KRİZ DERSLERİ
|
| Sonraki > |
|---|
